"Yaşam Alanlarımız Satılık Değil" Çıkışı: Ünye Çevre Platformu'ndan Doğa ve Kent Hakkı Vurgusu
Ünye Çevre Platformu, 24 Temmuz Cuma günü Döner Çeşme Meydanı'nda düzenlediği basın açıklamasıyla doğa, yaşam alanları ve kent hakkına ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi. Saat 18.00'de gerçekleştirilen açıklamayı platform adına Serap Ersöz okurken, etkinliğe platform üyelerinin yanı sıra çeşitli dernek ve sendikaların temsilcileri de katıldı.
Platform adına Serap Ersöz tarafından okunan basın açıklamasında, 24 Temmuz 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7554 sayılı "Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un geçen bir yıllık süreçte doğa ve yaşam alanları üzerindeki etkilerine dikkat çekildi.
Açıklama şöyle; 24 Temmuz 2025 tarihinde kabul edilerek Resmî Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe giren 7554 sayılı "Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun", geçen bir yıl içinde doğanın ve yaşam alanlarının korunması yerine madencilik faaliyetlerinin önünü açan uygulamaların simgelerinden biri hâline gelmiştir.
Bugün aynı zamanda Akbelen Ormanı direnişinin yıldönümüdür. Akbelen'den Perşembe Yaylası'na, Kaz Dağları'ndan Fatsa Yukarıbahçeler'e, İkizdere'den İliç'e kadar Türkiye'nin dört bir yanında insanlar suyunu, toprağını, ormanını ve geleceğini savunmaya devam etmektedir.
Ordu da bu talan politikalarının hedefindeki illerden biridir. Yaylalarımız, ormanlarımız, su havzalarımız ve fındık üretim alanlarımız madencilik baskısı altındadır. Doğanın geri dönüşü olmayan biçimde tahrip edilmesine izin vermeyeceğiz.
Ancak biliyoruz ki ekoloji mücadelesi yalnızca maden karşıtlığı değildir. Kent hakkı ile ekoloji mücadelesi birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Kentlerde yeşil alanların yok edilmesine, kıyıların doldurulmasına, betonlaşmaya, plansız ulaşım projelerine ve kamusal alanların rant uğruna yok edilmesine sessiz kalıp, kırsaldaki doğa talanına karşı çıkmak tutarlı bir mücadele değildir. Yaşamı bir bütün olarak savunuyoruz.
Ünye Çevre Platformu olarak yaşamı; kentte de kırda da, kıyıda da yaylada da savunmaya devam edeceğiz. Anayasa Mahkemesi'nde görüşülen iptal başvurusunun yaşam hakkını, sağlıklı çevre hakkını ve kamu yararını esas alan bir kararla sonuçlanmasını bekliyoruz.
Yaşam alanlarımız satılık değildir.
Doğa müştereklerimizdir.
Kent hakkı ve ekoloji hakkı birlikte savunulacaktır.”