Son yıllarda besin takviyelerinin kullanımı giderek yaygınlaşıyor. Vitaminler, mineraller, omega-3 kapsülleri ya da protein tozları artık yalnızca eczanelerde değil, market raflarında ve internet sitelerinde de kolayca bulunabiliyor.
Bu ürünler çoğu zaman “bağışıklığı güçlendirir”, “enerji verir” ya da “sağlığı korur” gibi vaatlerle sunuluyor. Ancak bu noktada önemli bir soru ortaya çıkıyor: Besin takviyeleri gerçekten herkes için gerekli mi?
Besin takviyeleri, adından da anlaşılacağı gibi, beslenmeyi desteklemek amacıyla kullanılan ürünlerdir; ilaç değildirler. Bazı özel durumlarda takviyeler işe yarayabilir. Örneğin kan tahlillerinde vitamin ya da mineral eksikliği saptanan kişilerde, gebelik ve emzirme döneminde, ileri yaşta ya da bazı hastalıklarda ihtiyaçlar artabilir. Bu gibi durumlarda takviyeler, doğru ürün ve doğru dozla kullanıldığında destekleyici olabilir.
Yani takviye ihtiyacı kişiye özeldir. Toplumda yaygın olan bir diğer düşünce de takviyelerin zararsız olduğu yönündedir. Oysa her “doğal” ya da “vitamin” adı taşıyan ürün güvenli değildir. Gereksiz ve kontrolsüz kullanılan takviyeler, özellikle uzun süre ve yüksek dozlarda alındığında, vücuda yük bindirebilir.
Bazı vitaminler vücutta birikerek istenmeyen etkilere yol açabilir, bazı mineraller ise böbrek ve karaciğer üzerinde olumsuz etki gösterebilir. Ayrıca takviyeler, kullanılan ilaçlarla etkileşime girerek beklenmeyen sonuçlara neden olabilir. Takviyelerin üzerindeki bazı ifadeler, bu ürünlerin tedavi edici olduğu izlenimini yaratabilmektedir. Bu durum, kişilerin kendi kendine ve bilinçsizce takviye kullanmasına zemin hazırlamaktadır. Besin mi yoksa hap mı sorusu da burada önem kazanır.
Sağlıklı bir beslenme düzeninde sebzeler, meyveler, tam tahıllar, süt ürünleri ve protein kaynakları; yalnızca vitamin ve mineral değil, aynı zamanda lif ve vücudu koruyan pek çok faydalı bileşeni birlikte sunar.
Hiçbir kapsül ya da tablet, dengeli bir öğünün yerini tutamaz. Bu nedenle öncelik her zaman besinlerden gelen yeterli ve dengeli beslenme olmalıdır. Takviyeler, ancak bu düzeni desteklemek için ve gerektiğinde devreye girmelidir.
Bu noktada diyetisyen kontrolü büyük önem taşır. Takviye kullanmadan önce kişinin beslenme durumu değerlendirilmelidir. Gerçekten bir eksiklik olup olmadığı, beslenmeyle karşılanıp karşılanamayacağı ve hangi ürünün ne kadar süreyle kullanılacağı belirlenmelidir.
Sonuç olarak, besin takviyeleri herkes için gerekli ürünler değildir ve mucizevi çözümler sunmaz. Sağlığın korunmasında en güçlü araç hâlâ yeterli, dengeli ve sürdürülebilir beslenmedir.


FACEBOOK YORUMLAR