Dyt. Yusufcan Ustaoğlu

Dyt. Yusufcan Ustaoğlu

Diyetisyen Yusufcan Ustaoğlu
[email protected]

İklim Değişikliği Soframızda Kayıplara Yol Açıyor!

03 Ocak 2026 - 17:10

İklim değişikliği, atmosferdeki sera gazlarının artışıyla birlikte dünya genelinde sıcaklık, yağış düzeni ve ekosistemlerde meydana gelen uzun vadeli değişimleri ifade eder. Çoğu zaman aşırı hava olaylarıyla gündeme gelse de, bu küresel sorun beslenme ve toplum sağlığı açısından çok daha sessiz ama derin bir etki yaratmaktadır.

Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, atmosferde artan karbondioksit (CO) seviyelerinin tarımsal ürünlerin içeriğini değiştirdiğini ve özellikle buğday, pirinç, mısır ve baklagiller gibi temel gıdalarda protein, demir ve çinko gibi hayati mikro besin öğelerinin azaldığını göstermektedir. Artan karbondioksit, bitkilerin daha hızlı büyümesine neden olurken bu hızlı büyüme besin öğelerinin seyrelmesine yol açmakta, ortaya çıkan ürünler daha fazla kalori içerirken besin değeri açısından daha yetersiz hâle gelmektedir. Bu durum, yeterli miktarda yemek tüketilse bile vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve minerallerin karşılanamamasına, yani “gizli açlık” riskinin artmasına neden olmaktadır.

Bağışıklık sistemi, büyüme ve gelişme ile bilişsel fonksiyonlar için kritik öneme sahip olan demir ve çinko eksiklikleri, özellikle çocuklar, ergenler, hamileler ve yaşlılar için ciddi bir halk sağlığı sorunu oluşturmaktadır. Tahıl ve baklagil tüketiminin yaygın olduğu Türkiye gibi ülkelerde ise aynı miktarda ekmek, pilav veya kuru baklagil tüketilse bile geçmişe kıyasla daha düşük besin değeri alınması söz konusu olabilmektedir.

Bu tablo karşısında beslenme açısından atılabilecek en önemli adım, tek tip beslenmeden uzaklaşıp besin çeşitliliğini artırmaktır; farklı renklerde sebze ve meyvelerin, baklagillerin, kuruyemişlerin ve uygun protein kaynaklarının birlikte tüketilmesi azalan mikro besin öğelerinin dengelenmesine yardımcı olur. Yerel ve mevsimsel gıdaların tercih edilmesi, uzun taşıma ve depolama süreçlerine bağlı besin kayıplarını azaltırken aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliği destekler.

Toprak sağlığını koruyan tarım uygulamaları daha besleyici gıdaların temelini oluştururken, özellikle risk gruplarında düzenli beslenme değerlendirmesi yapılması giderek daha fazla önem kazanmaktadır.

Günümüzde iklim değişikliği artık yalnızca çevresel bir sorun değil, doğrudan beslenme ve halk sağlığını ilgilendiren bir meseledir; gelecekte “ne kadar yiyoruz?” sorusundan çok, “ne kadar besleniyoruz?” sorusunu sormak zorunda kalabiliriz.



 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum