Dyt. Yusufcan Ustaoğlu

Dyt. Yusufcan Ustaoğlu

Diyetisyen Yusufcan Ustaoğlu
[email protected]

Yeme Bozuklukları: Göründüğünden Çok Daha Derin Bir Sorun

30 Ağustos 2025 - 15:19

Günümüzde dış görünüşe verilen önem arttıkça, beslenme davranışlarımız da bu baskıdan nasibini alıyor. Özellikle gençler arasında ince olma arzusu, sağlıklı beslenme çizgisini aşarak bir saplantıya dönüşebiliyor.

İşte bu noktada karşımıza çıkan yeme bozuklukları, yalnızca kilo ya da estetik kaygısı değil, aynı zamanda ciddi ruhsal sorunların dışavurumu olarak değerlendiriliyor. Anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza ve tıkınırcasına yeme bozukluğu, bu alanda en sık karşılaşılan psikiyatrik rahatsızlıklardır.

Anoreksiya nervozada birey, ne kadar zayıf olursa olsun kendini hâlâ kilolu hisseder ve kilo vermek için yemek yemeyi ciddi şekilde kısıtlar. Bazı hastalar yalnızca gıda alımını azaltmakla kalmaz, aynı zamanda yoğun egzersiz yapar, kendini kusturur veya müshil kullanırlar. Bulimiya nervozada ise kişi genellikle uzun süren bir diyet sürecinin ardından kendini tıkınma atakları içinde bulur.

Aşırı yedikten sonra pişmanlık ve suçluluk duygusuyla aldığı kalorileri telafi etmeye çalışır; kusar, laksatif kullanır ya da günlerce aç kalır. Bu kişiler genellikle normal ya da hafif kilolu görünür, bu da tanının konmasını geciktirebilir. Yeme bozukluğu olan bireyler aynaya uzun süre bakıp bedenlerini kontrol ederler. Kimileri tamamen şişman olduklarına inanırken, kimileri yalnızca belirli bölgelerinin “fazla” olduğuna odaklanır.

Bu hastalıkların yalnızca psikolojik değil, ciddi fiziksel sonuçları da vardır. Kalp ritim bozuklukları, ani kalp durmaları, adet düzensizlikleri, kemik erimesi, diş minesinde aşınma, mide ve bağırsak sorunları bunlardan sadece birkaçıdır. Yeme bozukluklarının gelişiminde birçok faktör rol oynar. Ergenlik dönemindeki psikolojik değişimler,sosyal medya ve toplumda idealize edilen ince beden algısı, bu süreci tetikleyebilir.

Peki ne yapılmalı? Öncelikle, bu hastalıkların asla “dikkat çekmek” ya da “şımarıklık” olmadığını bilmeliyiz. Yeme bozukluğu olan bireylerin çoğu, hasta olduklarını kabul etmez ya da tedavi arayışına girmez. Bu noktada çevredekilere büyük görev düşer.

Eğer böyle bir durumdan şüpheleniyorsanız, kişinin bir psikiyatri uzmanına yönlendirilmesi çok kıymetlidir. Erken müdahale, hem ruhsal hem de fiziksel açıdan hayati önem taşır.

Tedavi süreci çoğunlukla psikiyatri uzmanı, diyetisyen ve diğer tıbbi branşların ortak çalışmasıyla yürütülür. Toplum olarak bu konudaki farkındalığımızı artırmak, hem önleyici hem de destekleyici anlamda çok değerlidir. Unutmayın. gerçek sağlık, bedenin olduğu kadar ruhun da dengede olmasıyla mümkündür.





 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum