HAFTANIN MOTTOSU:
“Ramazan geçer; iz bırakan değişimdir.”
Ramazan geldi. Sofralar değişti. Saatler değişti. Günlük rutinler değişti.
Peki biz değişiyor muyuz? Ramazan çoğu zaman açlıkla tarif ediliyor. Oruç denince ilk akla gelen şey mide oluyor. Halbuki Ramazan biraz da zihni susturma, dili terbiye etme, kalbi hizaya sokma ayıdır.
Aç kalıyoruz ama asıl mesele aç kalmak değil. Asıl mesele; neye tok olduğumuz. Öfkeye tok muyuz? Gıybetten uzak mıyız? Kul hakkı konusunda hassas mıyız? Yoksa sadece takvim yapraklarıyla birlikte yeme saatimizi mi değiştiriyoruz?
Ramazan bir fren gibidir. Hayatın hızını düşürür. “Dur” der.
Dur ve düşün:
Bu yıl kimi kırdın?
Kime haksızlık ettin?
Hangi cümleyi gereksiz yere söyledin?
Hangi sessizlik aslında korkaktı?
Ramazan, insanın kendine dürüst olma ayıdır.
Toplum olarak en büyük yanılgımız şu: Dindarlığı görünürlükle ölçüyoruz. Oysa Ramazan görünmek için değil, görünmeyeni düzeltmek içindir. Kalbin arka odasını toparlama zamanıdır.
Belki de bu yüzden zor gelir.
Çünkü insan açlığa dayanır da yüzleşmeye dayanamaz.
Bugünlerde herkes daha sabırlı olmaya çalışıyor. Trafikte, iş yerinde, evde… Fakat gerçek sabır; iftara yarım saat kala değil, hayatın genelinde gösterilendir.
Ramazan bize şunu soruyor aslında:
“Bir ay boyunca kendini kontrol edebiliyorsan, neden diğer on bir ay bırakıveriyorsun?”
Bu ay; irade kasımızı çalıştırma ayıdır.
Ve irade sadece yemekten değil, kötü alışkanlıklardan da uzak durabilmektir.
Belki bu Ramazan’da daha az konuşuruz.
Daha çok dinleriz.
Daha az yargılar, daha çok anlarız.
Çünkü açlık insanı inceltir.
İncelen insan kabalaşamaz...
Ramazan sadece takvimde bir ay değil; insanın kendine verdiği bir şanstır.
Mesele aç kalmak değil.
Ayık kalabilmek.
Dur, bir düşün.
Bu Ramazan sende ne değişecek?..


FACEBOOK YORUMLAR