Toplumda çoğu zaman basit bel ağrısıyla karıştırılan Ankilozan Spondilit (AS), aslında omurgayı hedef alan iltihabi bir romatizma türüdür. Genellikle 20’li, 30’lu yaşlarda sessizce kendini gösterir. Sabah yataktan kalktığınızda belinizdeki tutukluk 30 dakikayı buluyorsa, hareket ettikçe açılıyor ama dinlenince artıyorsa, bu tablo AS’nin habercisi olabilir. Hastalık, omurga ve sakroiliyak eklemlerde iltihap oluşturarak zamanla bu bölgelerin sertleşmesine, hatta omurların birbirine kaynaşmasına yol açabilir. Bu durum günlük yaşamı, iş hayatını ve psikolojik durumu etkileyen uzun soluklu bir sürece dönüştürür.
Hastalık Sadece Omurgayı Değil, Yaşamı da Etkiler
AS, çoğu zaman sıradan bir bel ağrısı gibi başlar; ancak ilerledikçe duruş bozukluklarına, hareket kısıtlılığına ve yorgunluğa neden olur. Kaburga eklemlerinin etkilenmesiyle nefes almak bile zorlaşabilir. Bazı hastalarda göz iltihabı veya topuk ağrısı gibi ek tablolar da görülebilir. Yani AS, sadece bir “omurga hastalığı” değil; bütüncül bir yaşam kalitesini etkileyen romatizmal bir tablodur.
Fizyoterapistin Tedavideki Gücü
1. Hareket Açıklığını Korumak ve İlerlemeyi Yavaşlatmak
AS’nin en görünür etkisi omurganın giderek sertleşmesidir. Bu sertlik, yıllar içinde kalıcı şekil bozukluklarına yol açabilir. Fizyoterapist, kişiye özel germe ve mobilizasyon programlarıyla omurga ve kalça eklemlerinin hareket açıklığını korur. Bu egzersizler yalnızca mevcut durumu iyileştirmekle kalmaz, hastalığın ilerleme hızını belirgin şekilde yavaşlatır.
2. Doğru Nefes Almak da Bir Tedavidir
Göğüs kafesinin tutulum göstermesi halinde, hastanın akciğer kapasitesi azalabilir. Bu durumda fizyoterapistin uyguladığı göğüs kafesi mobilizasyonları, diyafram eğitimi ve solunum egzersizleri, akciğerlerin genişleme kabiliyetini korur. Daha derin nefes, daha kaliteli bir yaşam demektir.
3. Duruş Bozukluklarını Önlemek
AS’nin uzun vadede en belirgin etkilerinden biri öne eğik duruşun belirginleşmesidir. Hastaların en çok çekindiği konulardan biri de budur. Fizyoterapist, postür analizi yaparak hastayı duruş hataları konusunda bilinçlendirir ve uygun egzersizlerle omurganın dik durma kapasitesini artırır. Bu, hem ağrıyı azaltır hem de ileride oluşabilecek kalıcı deformiteleri önlemede kritik rol oynar.
4. Kasları Güçlendirerek Omurgayı Korumak
AS yalnızca eklemleri değil, kasları da etkiler. Kaslar zayıfladıkça ağrı artar ve günlük aktiviteler zorlaşır. Kişiye özel kuvvetlendirme programlarıyla sırt, karın, kalça ve göğüs kaslarının güçlendirilmesi hem omurgayı destekler hem de hastaya özgüven kazandırır.
5. Egzersiz Programlarının Sürekliliğini Sağlamak
AS kronik bir hastalık olduğu için tedavi süreklilik ister. Fizyoterapist, hastaya uygulanabilir, sürdürülebilir bir ev programı hazırlar. Bu sayede tedavi klinik sınırları aşar ve hastanın yaşam rutininin bir parçası haline gelir.
6. Eğitim ve Ağrı Yönetimi
Fizyoterapinin en önemli yanlarından biri hastayı eğitmektir. Hangi aktiviteler iyi gelir, hangilerinden kaçınılmalıdır? Uzun süre oturmak, yük taşımak, yanlış yatış pozisyonları... Bütün bunlar tedavi başarısını etkiler. Fizyoterapist, hastaya günlük yaşam ergonomisi konusunda rehberlik eder ve ağrı kontrolünü kolaylaştıran stratejiler öğretir.
---
Sonuç: Hareketle Gelen Umut
Ankilozan Spondilit, doğru yönetildiğinde yaşam kalitesinin yüksek tutulabileceği bir hastalıktır. İlaç tedavisinin yanı sıra düzenli, bilinçli ve bilimsel fizyoterapi uygulamaları, hastalığın ilerlemesini yavaşlatır, ağrıyı azaltır ve kişinin yaşamını daha özgür bir şekilde sürdürmesini sağlar.
Unutmayalım:
AS’de en büyük ilaç harekettir.
Hareketin en doğru rehberi ise fizyoterapisttir.



FACEBOOK YORUMLAR