Mehmet Kıyak

Mehmet Kıyak

[email protected]

Bir Martının Çığlığı

28 Mart 2026 - 13:02

İnsanlarla sohbeti beceremiyorum, zorunluluk dışında sokakta görünmeyi de pek sevmem.
İkisi yanımda, biri komşuda, bir ikisi de dostluk kurduğum ve kimin beslediğini bilmediğim ayda bir ziyaretime gelen üç-beş köpek, bir kaç kediyle adımlıyoruz hayatı.

Arada bir siyasetçi, yazar, şair, entelektüel şahsiyetin dışında kaliteli azınlık dostlarla bir saatlik sohbetle bile bir ay besleniyorum.

Bu bayram da çok iyi geçti. Antalya’nın en ünlü avukatlarından Murat Bulat. Siyaset, ekonomi sanatın dışında rafta duran küflenmiş bir öykü.

Gazeteci yazar Ertuğrul Özkök Antalya’da bir otelde konferans sırasında güzelliğini, bakirliğini geleceğin Portofino’sunu Ünye’yi anlatır.

Murat Bey Özkök’ün gençliğinde kaçamakların en güzelinin Ünye’de yaptığını öğrendikten sonra şaşkınlığını giderir. Yazarı davet etsek tövbe yarabbi burası da Antalya’ya benzemiş demez mi. Birbirine benzetmede ustalaştık birbirimizi de.

Bir Ramazan genelgesiyle ortalık gene karışık. Ramazan Ayının başları, bir öğretmen yakınım,
-Bu gün sınıfa girdiğimde bayram havasıyla karşılaştım, sınıf süslenmiş bayraklar yıldızlar, tahtada yazılar.

Yurtdışında yaşamış aydın bir öğretmen, hoşuma da gitmedi de değil demez mi?
Akşam evde çocuklar velilerine söylemiş olmalılar. Laiklik gitti mi? Kedi köpekle ilgilenmekten onu da bilemiyorum.

Her zamanki gibi hanıma soruyorum.
-Ne var ne yok,
-İlber Ortaylı’yı kaybettik, bu nedir böyle, ne yorumlar ne yorumlar.
-Boş ver dedim bunlar din mim cin diye işe yaramaz insanların işe yaramayan yorumları. Şimdi herkes İlber Hoca’ya odaklanacak görürsün gerçekleri.

eskiden gavurlar bize düşmanlığı barbarlar diye pek muteber sayarken, şimdilerdeyse hiç yerine koyup hiç saymayınca gavurların yerine kendi kendimize düşmanlığı makbul saymaya başladık.
Bir arada yaşamanın zorunlu kuralları devreye sokulması benimsenememiş, bu işin anahtarı saklanıyor olmalı. Bir türlü birbirimize düşman olmaktan kurtulamadık. Birileri artık her yerde halay çekiyor kurtlarını döküyor, terörist posterleri açıp bayrak sallıyor. Kodamanlar kristal seyir teraslarında.

Ramazan ayının son günleri, uykum çok hafif, tıkırtıya uyandım. Engelli kedimiz Oscar gene koltukları tırmalıyor diyerek gecenin karanlığında denizdeki sandalın bir sağa bir sola sallanması yerine sanki bir elin yatağı ileri geri sallarken ışığı açtım. depreme yakalanmıştık.
Oscar koltukta, bakışırken sallantı daha da şiddetlendi.

Hanım da uyanınca,
-Anladın mı dedim
-Evet,
-Sakın korkma.

Derinden, yerin altından gelen korkunç ses, ürkütücü uğultuyla iç içe girmiş çaresizce beklerken gökyüzünde martıların çığlıkları odamızda çalkalanıyordu.

Oysa toplumumuz her an gerçek depremlerle karşı karşıya iken eş zamanlı beş başkanlı operasyonlarla sahte depremler yaşıyor. Oysa depremden uyanmak için bir martının çığlığı yetecekken.


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum