Çevremizi saran eskilerde soğuk şimdikilerde sıcak savaş. Kurtulamadığımız krizlerden şimdi de biz çok çektik, gelin bakalım dercesine başta petrol ve ekonomik bulaşığa uyumlu dünya.
Ortadoğu’da sırasıyla bitmeyen savaşlar şimdi İran’da savaşın vahşeti emperyal ülkelerin vahşetiyle sürerken aslında bizim için hepsi birer ders kitabıydı.
savaşın daha onuncu gününde bile yaşadığımız, gerçeklerden uzak, akan zamanın dışına çoktan çıkıverdik. Konuşanlar kısa durgunluk ve suskunluktan sonra tekrar başladılar. Biz de yazmaya…
Ne diyor,
-Kardeşlerimizi sahaya sürmek için hava koklayan ve ortam yoklayan, İran’ı içten çökertmenin planını yapan hiçbir mihraka paralı askerlik yapmaz, Kürt kardeşlerim satılık değildir tetikçi değildir.
Ya diğeri,
-Kürler ne yaptığını iyi bilir sana mı soracak?
Ya kamyon şoförü,
-Antalya’dan İstanbul’a 40 bin liraya gidebiliyoruz, nedir bu?
Ya Silivri
Beş yüz yıl, 700 yüz yıldan başlıyor.
Estergon’dan Ergenekon’a bre dilber aman,
Alüminyum kubbe, çelik tencere.
siyasette, ekonomide, istihdamda, üretimde düşüncede, nefes alıp vermede, özgürce yürümekte, dostlukta, kardeşlikte, arkadaşlık etmede, ilerleyebiliyor muyuz?
Süreç gelip gidiyor, ya barış?
Demeç üstüne demeç veren amblem yüklü büyük adamları, arkasında abanmışların içinden bir seçip söyleyebilsem, geçmeyen kaşıntılarımız, bilinmeyen karanlıkları.
Sokak hayvanlarının gönüllü bakıcısıyım. Porti arada bir pireleniyor. Ayaklarıyla karnını deşercesine kaşıyarak kendini yırtıyor…
Bazen yerlere uzatıp kendini bir o yana bir bu yana atıyor.
Rahatsızlığı bizi de rahatsız ederken, veterinerden aldığım bir hap ile hayvanın sağlığı yerine gelirken acaba toplumumuzun sağlığı ve huzuru için geçmeyen kaşıntısı nasıl geçecek?

FACEBOOK YORUMLAR