Alexander Zverev: Diyabetin Spora Engel Olmadığının En Güzel Kanıtı
Son yıllarda sağlık alanındaki teknolojik gelişmeler yalnızca hastalıkların tedavisini değil, hastalıklarla yaşama biçimini de değiştiriyor. Bu yıl Wimbledon finalini izleyenler, mola sırasında telefonuna bakan Alexander Zverev’i fark etmiş olabilir. Normal şartlarda tenisçiler maç sırasında elektronik cihaz kullanamaz. Maçı izleyenler her molada Zverev'in elinde telefon olmasına şaşırmış olabilir.
Henüz 4 yaşındayken Tip 1 diyabet tanısı alan başarılı tenisçi, kolunda taşıdığı Sürekli Glikoz İzleme Sistemi (CGM) sayesinde kan şekeri değerlerini maç boyunca takip ediyor. Elbette hiçbir teknoloji hatasız değil. Halle Open’da kullandığı sensörün hatalı ölçüm yapması nedeniyle Zverev kan şekerini olduğundan yüksek gördü ve buna göre insülin uyguladı. Kısa süre sonra gelişen hipoglisemi nedeniyle maçı tamamlayabilmek için kortta enerji jelleri ve içeceklerle yaklaşık 350 gram hızlı karbonhidrat tüketmek zorunda kaldı.
Kendisi verdiği röportajda, 3,5 litre kola içmiş gibi hissettiğini dile getirdi. Çocukluğundan beri tip 1 diyabetle yaşayan Zverev, bu sensör modelini yıllardır kullandığını ve bu tür bir hatanın daha önce hiç başına gelmediğini belirtti. Modern takibin yanı sıra klasik yöntem parmak ucundan kan şekeri ölçümüyle de yapılabilir. Steril bir iğne (lanset) ile parmağın delinmesi ve çıkan kan damlasının ölçüm cihazına (glukometre) yerleştirilmesiyle kan şekeri ölçümü yapılabilir.
Çok nadir de olsa Zverev’ in yaşadığı gibi yanlış alınan sonuçları kontrol etmek için bu klasik yönteme başvurulabilirdi. Özellikle uzun süreli egzersizlerde kan şekeri düşüklüğü görülebilir. Bazı yoğun antrenmanlarda ise kan şekeri yükselmeleri yaşanabilir. Bu nedenle spor öncesinde, sırasında ve sonrasında kan şekeri takibi yapılmalı, insülin dozları ve beslenme planı yapılan sporun süresine ve şiddetine göre düzenlenmelidir.
Zverev’in hikâyesi; antrenmanların arasında kan şekeri kontrol etmenin, insülin yapmanın, zor günlerde vazgeçmemenin hikâyesi. 4 yaşında başlayan tedavi serüveninde hayallerinden vazgeçmeyip çalışmanın karşılığı olarak bugün dünyanın en büyük tenis sahnelerinden birinde Roland Garros 2026 şampiyonu olarak alkışlanıyor.
Çoğu kişi kazanılan kupayı görüyor. Diyabetli bireylerin beslenmelerindeki önemine her defasında değinen biri olarak kupaya ulaşana kadar verilen görünmez mücadeleyi kutluyorum. Düzenli takiple başarıya ulaşan pek çok profesyonel sporcu var.
Yakın zamanda başarısına tanık olduğumuz Zverev gibi, bir zamanlar futbolun gözdesi olan Nacho‘da diyabetli sporculardan biri. Eski Real Madrid ve İspanyol milli futbol takım oyuncusu Nacho Fernandez’in 12 yaşından beri tip 1 diyabetle yaşadığını biliyor muydunuz? Hele hele günümüz futbolunda efor ve dayanıklılığın ne kadar önemli olduğu ve bulunduğu konumu göz önünde bulundurursak disiplinli çalışma ve düzenli takiple imkansız diye bir şeyin olmadığını bir kez daha tanık olarak hatırlıyoruz.
Tip 1 diyabet, doğru yönetildiğinde başarıya ulaşmanın önünde bir engel değildir. Düzenli hekim kontrolü, kişiye özel tedavi planı, uygun beslenme ve bilinçli egzersiz yaklaşımı sayesinde diyabetli bireyler hem sağlıklı bir yaşam sürdürebilir hem de sporun her alanında önemli başarılara imza atabilirler.