Umut

Elif Erken eliferken@eliferken.com

Bazen insan öyle zamanlardan geçer ki… Belki bu çok uzun yıllar sürer, belki de kısa bir süre.
İçinde ki o kopan fırtınaların sesi, dışarıdan duyulmaz. Zaten duyulsun da istemez insan.
Akşam olur, ağırlık çöker yüreğine. Gece olur, herkes uyur; o ise sabaha kadar gözyaşlarıyla konuşur.

Yastığına anlatır derdini, karanlığa bırakır içindekileri...

Sonra sabah olur…
Aynaya bakar, yüzünü yıkar. Hem ağlar hem yine yıkar ve o tanıdık maskeyi takar.
Kapıyı açtığı an, hayata karşı dimdik duran biri gibi görünür.
Gülümser.
Çünkü bazen en büyük mücadele, kimseye belli etmeden ayakta kalabilmektir...

İnsan böyledir…
Kırılır ama dağılmaz, yorulur ama durmaz.
Ve en ilginci; çoğu zaman kendisinin bile fark etmediği bir şey vardır içinde: Umuttt...

Sessizdir umut.
Bağırmaz, çağırmaz…
Ama en karanlık anlarda bile bir köşede bekler.
“Geçecek” der usulca.
“Bir gün her şey yoluna girecek…”

İşte insanı hayata bağlayan tam da budur.
Her şeye rağmen içindeki o küçücük ışığı söndürmemek…
Her şeye rağmen iyi kalabilmek…

Çünkü asıl mesele; ne yaşadığın değil, yaşarken kim olduğundur.
Eğer tüm zorluklara rağmen derdin “iyi insan” olarak kalabilmekse…
İnan, hayat bir gün mutlaka yüzünü güldürür.

Güldürmese bile, sen zaten en büyük zaferi kazanmışsındır:
Kendini kaybetmemişsindir...
Ve şimdi…
Tam burada, birlikte kendimize hatırlatmamız gereken bir şey var:
Hayat her zaman istediğimiz gibi akmayabilir…
Mevsimler değişir, fırtınalar kopar.

Ama unutmamalıyız; kış ne kadar sert geçerse geçsin, bahar her zaman randevusuna sadıktır.
Cebimizde her zaman bir parça umut taşıyalım.
Çünkü o, sahip olduğumuz en büyük servettir.
Ve unutmayın…

Umut paylaştıkça çoğalır.
Bulaşıcıdır.
İnsanın gözündeki o küçücük ışık, bazen koca bir toplumu aydınlatmaya yeter...
Elif...