Doğru Durmanın Bedeli…
“Güzel bakan güzel görür” derler…
Aslında insan çoğu zaman karşısındakini değil, kendi içini anlatır. Kimi sevgiyi büyütür, kimi öfkeyi… Kimi yaraya merhem olur, kimi yara açar.
İftira da böyledir. Çünkü kişi çoğu zaman kendinden bilir işi. Kendi karanlığını başkasının üzerine örtmeye çalışır. Söylediği sözün ağırlığını değil, karşısındakinin canını düşünür.
Oysa unuttuğu bir şey vardır: Hakikat bazen konuşmaz. Sadece bekler.
İftiraya uğrayan insanın içinde fırtınalar kopar belki… Kırılır, incinir, geceleri uykusu kaçar… Ama bazı insanlar vardır ki cevaplarını insanlara değil, Rabbine bırakır.
“Ben duymadım, Allah duydu… Ben görmedim, Allah gördü…”
İnsan bazen ayakta durmayı tam da buradan öğrenir. Tehditlere boyun eğmemeyi, korkuya teslim olmamayı, yalnız kaldığında bile dimdik durabilmeyi…
Çünkü bilir… İnsan adaleti şaşabilir. Ama ilahi adalet şaşmaz. Bugün güçlü olanın sesi daha yüksek çıkabilir. Kalabalıklar yanlışın yanında durabilir. Doğru insan kendini anlatmak zorunda kalabilir.
Ama zaman… Zaman iyi bir şahittir. Ve hayat, herkese yaptığını bir gün usul usul gösterir. İnsan şunu da geç öğreniyor…
Her savaşa girmek güç değildir. Bazen susmak daha ağırdır. Bazen kendini anlatmaktan vazgeçmek değil; kendini Allah’a emanet etmektir.
Çünkü seni gerçekten tanıyanlar sessizliğinin bile tercümesini yapar. Seni hiç tanımayanlara ise ömrünü vererek kendini anlatsan da yetmez. İnsanların mahkemesi hızlıdır…
Dinlemeden hüküm verir. Allah’ın adaleti sessizdir… Ama şaşmaz.
Belki bugün canın yanıyor…
Belki gece başını yastığa koyduğunda sadece tek bir soru dolaşıyor zihninde:
“Neden?”
Neden iyilik yoruldu da kötülük bu kadar rahat? Neden doğru insan kendini savunmak zorunda kaldı? Neden kırılan yine susan oldu? Sonra insan ellerini açıyor göğe…
Kimseye anlatamadığını Rabbine anlatır gibi… Ve tam orada anlıyor: Bazı yaraların şahidi insan değildir. Allah’tır.
Ve bazı gözyaşları vardır…
Sessiz akar…
Kimse duymaz…
Ama gökyüzü bilir.
O yüzden sen…
Kimsenin karanlığına benzemeden yaşamaya devam et. Çünkü gün gelir…
İftirayı atan unutur. İftiraya uğrayan toparlanır. Ama insanın vicdanı…
Eğer hâlâ yaşıyorsa…
Bir ömür boyunca aynı cümleyi fısıldar kulağına: “Ben ne yaptım?” Sen doğru dur… Eğri, bir gün mutlaka kendi belasına çarpar.