BU NE BİÇİM MEMLEKET?

Mehmet Kıyak mehmetkyak@outlook.com

Düşüncenin suç olduğu, ülkemizin ne kadar çağdaş ve uygar olduğumuzun göstergesini oluşturuyor. Düşünen insanlar ne halt edeceklerini bilmeyen yöneticileri ne kadar düşündürüyor.
Ramazan ayının son pazarı, düşüncesizleri düşündürmek için hanımla iftara kadar gezelim dedik.

Plansız programsız gezerken Sağlık Ocağının dibine girmiş yeni iş merkezi diye koca bir beton kütlesini görünce, denize bakalım aydın ufuklara diyerek sahile yöneldik. Yürü yürüyebilirsen kaldırımlar araç yolda insan. Cumhuriyet meydanına gelince trafik alameti farika.

Ihlamur ağacının altında bir iki bazen de üç trafik ekibini arıyor gözler. Ya ıhlamurlar altında dizisi bitmiş ya da RTÜK ağır bir ceza kesmiş olmalı. Trafik sorununu büyük çocuklar çözemeyince ilkokul çocuklarına bile birer tadelleyle havale etmek akıllara gelmiyor. Hatta şehir merkezinde hangi saatlerde beton dökülmeli, inadına yoğunluğun başlangıcı pazartesi.

Adamlar büyük adamlar, ben neymişim diyor.  Ünye’nin nüfusu beş bin olduğu 60’lı yıllarda yapılan kaldırımın yarısına bisiklet yolunu sokuşturan şahsiyetlerin vicdanlarında hangi tereddütlerin yaşadıkları geliyor akıllara. Karşı kaldırımdan yürüyorum tarihi taş duvarların dibinden. Yeni bir inşaat başlamış, inşaat sahibi tarihi duvarı yıkmamış artık Avrupalı gibi olmanın zamanı demiş olmalı.  İki yıl önce yazdığım makale etkilemiş olmalı, inşaat sahibini, belediye başkanını kutlamak gerek.

Bir kutlama da Ünye müftüsüne. Ramazanın Yaz aylarına çakıştığı yıllarda Orta Camide hatimle namaz kılınırken, müftü hala yaz ayında sanıyor kendini insanların taleplerine rağmen Şehrin merkezindeki caminin bahçesinde çocuk seslerinden atom satan seyyar satıcılardan açık olan çay ocaklarından esnafın da eski neşesinden eser yok.

Covid döneminde başlayan Cuma namazı hadi bakalım iki rekat namaz yeter diyerek süren gelenek değişmeyecek gibi. İşte böyle yönetiliyor memleketimiz, saat gibi tik tak, yorulmadan. Amiri, memuru, müftüsü, başkanı…

Bizde devlet geleneği iktidarların ve otoritenin temsil kabiliyetine ve becerisine göre yürüyor. Bu kadar becerebiliyorlar.
-Bu yüzyılın başında iktidara geçen AK Parti hükümeti çeyrek yılını doldurarak yeni bir yüzyıla doğru  son sürat yoluna devam ediyor. Siyasal liderlerin hepsi 20 gün sonra yapılacak seçimde zafer bizim diyor, vaatler sorunlar bitmişçesine çakışmaya çatışmaya başladı bile. Acayip bir seçim hikayesi yaşıyoruz. Kesin olan, hiçbir siyasi lider cumhuriyet tarihine ilk kez meclis dışında kalmayacak. Ne yıllar yaşadık; köyde konfor yok diye şehirlere dolduk. Ya Avrupa’dan, Asya’dan Afrika’dan orta doğudan gelenlere ne demeli?

Makarna, bulgur aklını peynir ekmekle yemiş insanımıza konut yetmiyor. Kahvaltıda zeytin tanesi tüketir gibi. cumhuriyetin her beş gününden birini iktidarda geçiren hükümetin ne vaadi olabilir. Vaatler tezat oluşturan şüpheli yalan. Geçmişten günümüze tablo ortada. Muhalefet seçimi almak istiyorsa hiç konuşmasın. Ülke yararına, geleceğe dönük projelerin yerini mutlu vaatler almış.

AK partililer çok mutlu olmalı. Ülkemiz coğrafyasında iktidar tayfası taife olunca mutluluğu yeni tayfaya bırakıyor. Yazgı değişmiyor. Vaatler içinde olması gereken hukuk ve yasalar yok. Sn. Erdoğan ‘yeni Anayasa, yeni anayasa’ diyerek günlere geldik.
Birkaç gündür bankaların önünde maaş kuyrukları, ATM’den kimi üç kimi beş bin çekilebiliyor. Limit eski yasayla işliyor. Oysa politikanın gülleri ana caddelerde cirit atarken emeklilerin bankadaki yoğunluğu görüldü mü onlara göre şu basit konuyla bile ilgilenmiyorlar. Akılları koltuklarda. 

Korku siyasetinin yerini artık hukuka bırakmanın zamanı, yoksa ticarette, tarımda, ekonomide, eğitimde hukukun suç oranlarında çöküntülere ilişkin rakamları, endişe verici göstergeleri ve palavraları izlemenin zamanı çoktan geçti.