HAK ARAMAK

Mehmet Kıyak mehmetkyak@outlook.com

İnsan yaşamı kimine göre uzun kimine göre kısa. Çocukluğumuzda en küçük yılgınlıkta ölmek isterken, aksine, hayattan gerçeklerden kopmamak için zaman aralığının bize öğrettiği dirençli adımlarıydı.

Aklın ve iradenin hangi yönde kullanacağını hayat fırınında pişerek öğrendik. Bizim kuşak iyi bilir silindirden geçtik. Bu günküler silindir dedin mi son model arabalar gelir akılarına. Hikayemiz hiç mi hiç değişmedi.
      
Hayatı çok erken avuçlarımıza aldık. Çocukken büyüklerimizi, büyükken, büyükleri ve çocuklarımızı düşündük. Eğitimlerini, iş sahibi olmalarını, yuva kurmalarını…

Acıları ve mutlulukları hep bir terbiye içinde yaşadık. Oysa bugün ışınlanmışçasına öyle terbiyesiz bir ortamdayız ki. İsteyerek anılara sığınıyor insan. Anılarına sığındığın insanlar bir bir kaçıyor ama.

Adil Kaçmaz, soyadına hiç de layık kalamadı. Kaçtı gitti bu dünyadan.
-Memet abi sohbetini özledim özellikle geleceğim dedikten sonra.
Mustafa Çuhacı Bey, hele Ahmet Çiloğlu.
-Memet abi yok mu? Torun gezdiriyorum, Allah size de nasip etsin, selamını bile almaya zaman bırakmadan ertesi gün Ahmet de çekip gitti. İnsan nasıl öksüz hissetmesin kendini? Güzel insanlardı, nezaket dolu, saygılı, saygın düşünen. İç dünyalarındaki fırtınaları bilemeyiz. Elbet de güzel insanlarımız var geriye baktığımda pis türler olsa da.
     
Hayat değişimlerle dolu, kendilerini zorla değerli hissettirmeye çalışanların dışında hiçbir şeyin değerli olmadığı coğrafyamızda belki de hayatın değeri bu değişimlerdir.  Sabah haberlerinde göze çarpan yasalardaki değişimin habercisi gibiydi. Kripto paracı Thodex’in kurucusuna 40 bin 462 yıl cezaya çarptırılması istenmiş. Meclis çalışmıyor derken bu sefer çok fena çalışmış! Biraz topuzu kaçırmış gibi olsa da Celal Şengör hocaya danışmaları gerekir. 40 yıl hadi yaşasın 40 bini nasıl yaşayacak.

Meclisin bu derece çalışması beni de gaza getirdi. Yaklaşık bir ay önce durup dururken çalışmayan televizyonumu tamir eden servis,  yüksek voltajdan kaynaklanan arıza raporunu elektrik dağıtım şirketine sunmuş, bir akşam telefona gelir gelmez kaybolan mesaj, Allah’tan ekran görüntüsünü alan hanım elini çabuk tutmuştu. Gelen yanıt zaman aşımı.

Oysa bayram tatili girmişti haklarımı bildiğim için zaman kaybetmemiştim,  rapor ortadaydı. İşlerine gelince iş günü, işlerine gelince okuma gününden başlayan okuma parası, üfleme parası, bakma parası, yan bakma parası, bir sürü üçkağıt.

Şehir merkezinde aynı sorunu yaşayan, acaba kaç kişi hakkını aradı? Güvenlik kamerası, modemler de akım fazlalığından yanmış. Bir tanesiyle hakkımızı arayalım dedik onlar da paraları süpürürken fazla zarara girmesinler bari. Yapmaları gereken küçük bir yatırımla trafoları ilkellikten modern hale getirmek.

Kar yok, fırtına yok bu yaz günlerinde bile enerji akımı gidip geliyor. Olayın nedeni şimşek, gök gürültüsü, afet diye işin içinden çıktı insanlar. Oysa gerçeğin şimşeği halktır. Kimse kimseye sürü politikası uygulamıyor.  Başkalarını suçlamak yerine, yaşamın bütün alanında mücadelede var olunması, insanı insan yapıyor.