Sadece Bir Tutam…
“İnsan toplumları devamlı değişim içindedir” demiş bir düşünürümüz. Nasıl olsa ben düşünürüm dese de bize hiç uyduramamış.
Elin toplumları yaşadıklarına “tarih oldu” derken bizde insan ömrünün ortalamasında neredeyse 5-6 kez izlediğimiz filme puntolu başlık….
Yaşam bize çelişkilerin içeriğinde ayran beşiği sallamanın tekerrürünü sunarken sanki düşünce olanaklarını olanaksızlaştırıyor. Gelecekte acaba hayat nasıl olacak diye kimse kuşkuya kapılmasın.
Yer kabuğu bile kızıyor devinimsiz insanımıza, Değişim için yeryüzünü sallayarak…
Oysa insan tarihiyle, yaşadıklarıyla, kazanımlarıyla evrilir. Bizde mi? Tam tersi devriliyoruz.
İnsanların yaşamıma, hayatıma katkılarına ne kattıklarına bakarım. Çoğunluğu anlaşılmaz bir tutumla harekete geçtikleri sanılırken gerçek konum görevini yerine getiriyor.
İstanbul’da, boğazın nezih semtlerin birinde oturan bir dostla söyleşirken sonunda tuhaf bir cümle kuruldu,
-Öyle kötü insanların içindeyim ki sonunda ben de onlar gibi oldum.
Gördüğümüzle göremediklerimiz arasında sıkışıp kalmak.
Genç bir arkadaşımız. Gene başkan görev vermiş şehirde ofis ve siyasi kadro çalışması yapıyor. Fikir alıyor koşturup duruyor., Süreç içinde de zaman zaman rahatsız olmuştum, beni de partide görmek istiyormuş.
Daha iyilerine layıksınız, gençlere yer verin diyerek başımdan savmıştım. Uzun bir aradan sonra,
-Abi partiye adam bulamıyorum, hiç iyi insan kalmamış, demez mi…
Toplum uygar, iyi, doğru, yürekli vatansever kahraman beklerken…
Sonunda kendisi de kervana katıldı, büyük abileri gibi.
Büyük abilerin geçtiğimiz hafta ne yaptığını hepimiz gördük.
Özgür Özel, balistik füzemiz Yıldırımhan’ın önünde poz verirken inanılmazdı. Acaba derken doğruydu, Özel gururla,
-Etkilenmediğim yok, hepsi harika. Kim bir tuğla koyduysa Allah razı olsun diyerek samimi duyguları paylaşıp duasını da etmişti.
Toplumun fokur fokur kaynama ayarının düşürmenin fırsatları gelip giderken basından yansıyan haber ne kadar şık olabilirdi…
Barış süreci, nerede barışçıl bir dil.
Ne diyor başlıklar;
Erdoğan Yıldırımhan’a giden Özgür Özel’i rezil kepaze etti.
Çok kızdığı belliydi eski sözcükleri derleyip toplayarak, kuşlar, balıkları ekleyip hiddetini artırırken geçmeyen kızgınlık…
Cumhurbaşkanımızın neyi eksikti, bir de kendime etrafıma, insanımıza bakıyorum, hallerine edalarına tavır ve tutumlarına. Bu halde bile çok mutluyken.
Silah fuarına kim gidecekti, biz gidemeden gurur duyarken, geçmeyen kızgınlık belki de Özgür Özel’e. Bu şimdi nereden geldi yoksa içine mi bakacak diye miydi? Bu olanların yanında keşke Kuzey Kore devlet başkanı Kim bangbung gibi akşam mehtaplarında gökyüzüne uçurduğu füzeleri yan yana gelip bizimkilerden de görmek istemez mi insanımız?
Ülkemiz ne kötü insanlara, ne de böyle siyasete layık değil artık. Bunun için bir tutam akılla bir tutam çiçekle bir türlü geçmesini bilmeyen ağır bir hastalığın sonunun getirebileceğini rahatlıkla yazabiliriz.