Aynur Zeren Tan: "Ünye'nin Göz Bebeği Yalı'ya Beton Dökmeyin!"

Gazeteci Ulvi Gündoğdu’nun Nesnel TV ekranlarında hazırlayıp sunduğu LeroX Türkiye Konuşuyorum programının canlı yayın konuğu olan Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma (TEMA) Vakfı Ünye Sorumlusu, Tarihçi-Yazar Aynur Zeren Tan, erozyonla mücadele ve Ünye’de bulunan doğal varlıkların korunmasının önemiyle ilgili kapsamlı açıklamalarda bulundu. Aynur Zeren Tan, Ünye Çamlık’ta ağaçların numaralandırılması ile ilgili olarak, “O ağaçlar neden numaralandırıldı bilmek isterim. Kesilecek mi acaba?” diye sorarken, Ünye Yalı’da yapılması planlanan beton yürüyüş yolu ile ilgili de, “Ünye’nin göz bebeği Yalı’ya beton dökmeyin diyoruz. Orası kumsal kalsın.” dedi.

Aynur Zeren Tan: "Ünye'nin Göz Bebeği Yalı'ya Beton Dökmeyin!"
11 Aralık 2025 - 16:10
Programda Gazeteci Ulvi Gündoğdu’nun sorularını yanıtlayan Tarihçi- Yazar Aynur Zeren Tan’ın açıklamaları şöyle;

“Toprak Dünyanın Büyülü Giysisi”

“Toprağın taşınması doğal bir süreç fakat bu doğal süreç bulunulan jeolojiye göre topoğrafyaya göre çoğu kez dünyada fazlaca oluyor, fazlaca gerçekleştiğinde çok büyük sorunlar oluyor. İşte bu da erozyon oluyor. Toprak en acil en çabuk 100 yılda 1 cm, yüz yılda oluşabilen 400 yılda bulunduğu yere göre kayalıksa 1000 yılda oluşabilen bir oluşum ve dünyanın giysisidir. Bu adeta büyülü ve sihirli bir giysi çünkü bütün canlılar orada besleniyor, orada yaşayan bütün canlıları da o yetiştiriyor bünyesinde, o nedenle de çok değerli, tabii ki dünya üzerinde bu süreç başka ama çok hızlandığı zamanlar ne zamanlar, özellikle arazi kıraçsa bitkiden yoksunsa bu durum çok hızlanıyor, işte bu insanın ekoloji denilen bilimi rahatsız eden kısım.”

“İnsanoğlu Tahrip Ediyor”

“Türkiye’de en çok erozyon iç Anadolu ve Güney Anadolu Bölgesinde niçin çünkü doğal bitki örtüsü bakımından zayıf ama yüzyıllar önce böyle miydi tabii ki değildi. Anadolu meşe ağaçlarıyla kaplı o nedenle Hayrettin Karaca meşeye çok önem veriyordu ama bütün medeniyetlerin de en eski kurulduğu yer olduğunu pek çok kanıtla bildiğimiz için burada insanoğlunun olduğu her yerde doğa yıpranmıştır, bu gün Amazona bakıyoruz niye yeşil fazla, çünkü orada insanoğlu yaşayamıyor ve yeşil, doğa korunabiliyor, olduğu gibi kalabiliyor. Maalesef insanoğlu bulunduğu yerleri kendini yaşatabilmek, devam ettirebilmek için, çoğu kez de bilinçsizlikten tahrip edebiliyor, Anadolu’da öyle.”

“Karadeniz’de Heyelan Sorunu Var”

“Karadeniz Bölgesine bakacak olursak erozyon yönünden erozyonu önleyen ağaçlarla doğal orman yapısına sahip olduğu için daha azdır diyebiliriz ama hiç yoktur diyemeyiz, erozyona neden olan olaylardan biri de eğim, yağmur suları, toprağı eğimde çok daha çabuk sürüklüyor. Bir diğeri de farklı toprak yapısının bir arada olması nedeni ile heyelan, bu ikisi de bölgemizde çok. Bir diğeri de toprağı sürükleyen yağış, Türkiye’nin de en çok yağış alan bölgesi Karadeniz Bölgesi bu nedenle bölgemiz ve özellikle birinci sırada Rize, bu konuda tehlikeli. Hatta heyelan olaylarını biliyoruz en son 1999’da da yaşandı.”

“Çamlık’ta Ağaçlar Neden Numaralandırıldı?”

“50 yıldır Ünye’deyim Çamlık’ta hiç toprak bakımı yapılmadı, orada falezlerin üzerine beton döküldü, benzeri delikli kayamız var, İngiltere’de UNESCO’nun korumasına alınmış orada daha büyük bir kaya bizde de üzerine beton döküldü insanlar rahat yürüsün diye. Doğalı korumanın karşısında yapılan yanlışlara dayanamıyoruz yoksa hizmet yapılmasın proje yapılmasın demiyoruz ve çamlıkta toprak bakımı yapılmadı ama havuz yapıldı, bina yapıldı, yürüyüş yolu yapıldı, falezlere beton döküldü, bisiklet yolu yapıldı, otopark genişletildi yeniden beton döküldü bu gün yerel yönetimin amacı yeşili artırmak, artık yeşil yakalı personel söz konusu ne demek bu yeşil kentler, yeşil yollar, yeşil raylı sistem her şey önce yeşili korumak bu varken Ünye’de doğa kaybolmasın diyoruz. Çamlık’ta deniliyor ki ağaçlar yaşlandı. Orada fıstık ve karaçam ağaçları var. 80 yaşında onlar ve o ağaçlar 1945-50 yılında dikildi. Kara çamın en verimli çağı 80 yaş. Öbürleri de en az 100 yıl, 300 yıl 400 yıl. Yani yaşlı ağaçlar değil aslında bana göre toprak bakımı yapılmadığı için yorgun ağaçlar olabilir. Elbette botanikçi değilim, Ziraat Mühendisi de değilim bu arada yerel yönetimlerimizde çok değerli ziraat mühendisleri de var. Bunun yanı sıra toprak bakımı yapılmadığı için ağaç kökleri dışarıda ve biz köklere basıp yürüyoruz. Bunun yanı sıra yeni tabela asılmış yine; çamlığı yürüyüş ve bisiklet yoluna kazandırıyoruz diye. Ağaçlar orada numaralandırılmış insanın aklına tabii ki soru işaretleri geliyor. O ağaçlar neden numaralandırıldı bilmek isterim. Kesilecek mi acaba? Şöyle bir şey var, eğilmiş ağaçları kesecek olursak karşı çıkıyorlar diye sözler duyuyoruz. Öyle bir şey yok. Gerekli bakımın yapılmasına kimsenin bir şey dediği yok. Kurtulabiliyorsa kurtarılmalı. Yaşlı insanlar yaşlanınca kaldırıp atıyor muyuz, hayır nefes alsın diyoruz.  Yine çamlıkta otopark yapıldı.”

“Ünye’nin Göz Bebeği Yalı’ya Beton Dökmeyin”

“Kaldırımlar yayayı korumak için varsa, siz getirip bisiklet yolunu yaya kaldırımında, yayanın yanında düzenliyorsunuz. Bir de her türlü tekerlekli araca serbest, şimdi de elektrikli bisikletler çıktı. Mobilet de gidiyor, hız da yapıyor. Nasıl olacak bu? Burası yayayı motordan ve diğer tekerlekli araçlardan kurtarmak içindi Yalıya 5 metre beton dökmekten çok daha pratik. Bu 320 metre alanda 2 ay boyunca bisiklete binmek saat 18.00’dan 24.00’e kadar yasaktır dediğimizde önemli bir sorunu bertaraf etmiyor muyuz? Veya Yalı kaldırımında bize adeta tehdit olarak yöneltilen, bakalım orada bir kaza olursa cümleleri bizim sorunumuz değil ki. Yaya kaldırımında tekerlekli araçlar seyahat etmiş. Bunun sorumluluğunu kim alacak? Ünye’nin en çok yürünen yerleri yani şehir içi yayalarındır bu tartışmasız bir kural. Ünye’nin göz bebeği Yalı’ya beton dökmeyin diyoruz. Orası kumsal kalsın. Çocuklu anneler, engelliler rahat gezsin deniyor. Arslan Güdek diyor ki; biz zaten rahat geziyoruz. Hatta çevre ilçeler diyor ki Ünye engelliler için bir cennet.”

“Toplanan İmzalar Buzdağının Görünen Yüzü”

“Bu arada Ünye Çevre Platformu tarafından 5.000 imza toplandı bu imzalar Cumhurbaşkanlığı, İçişleri, Çevre Bakanlığı ve OBB’ye gönderildi. Bu sadece 5 bin imza değil ki her imzayı siz buzdağının görünen yüzü gibi düşünün. O kadar çok ki doğalı koruyalım diyen insan. Diyorlar ki Yalı’da yaşayanlar projeyi istiyor. Böyle bir istatistik olduğunu sanmıyorum. Eğer burada bir kamu alanı söz konusu ise, hiç kimsenin çıkarı yoksa, eğer kamu alanındaki doğalı korumak söz konusu ise, burası Yalı’dan da hariç bütün şehri ilgilendirir ve dünyadaki gidiş yönünde, doğru ve mantıklı olan yönünde hareket edilir. İşte o zaman siyasi olmaktan çıkar bu olay.”

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum