Milletvekili Şanlıtürk'ten Sert Açıklama: "Önce Lafa Bakarım!"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Ordu Milletvekili Naci Şanlıtürk, sahibi olduğu inşaat şirketinin işlemleri ile ilgili sosyal medya üzerinden bir takım iddialarda bulunan bazı gazeteciler ve şahısların söylemleri ile ilgili yaptığı açıklamada sert mesajlara yer verdi. Milletvekili Şanlıtürk açıklamasında, Ben önce lafa bakarım; laf mı, sonra adama bakarım; adam mı!..BU BESLEMELERİN HEPSİYLE YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞACAĞIZ.” dedi.
23 Haziran 2026 - 11:29
Milletvekili Şanlıtürk’ün açıklaması şöyle;
“Baştan söyleyeyim, tamamıyla yalan, yanlış, çarpıtma ve dezenformasyona dönük haberlerdir.
Şirket avukatlarımız, adli merciler nezdinde, Basın İlan Kurumu ve RTÜK nezdinde gerekli şikayet ve başvuruları yapmışlardır. Konu tamamen yargıya intikal etmiş olup, hukuki süreç titizlikle takip edilmektedir.
Son zamanlarda Ordu’daki imar konularını, özellikle de Akyazı sahilinin imara açılması meselesini gündeme getirmemizin ardından; bizim gayet iyi tanıdığımız, bildiğimiz çevreler tarafından, Basın İlan Kurumu’nda kaydı olmayan, devletin ilgili kurumlarında herhangi bir kaydı bulunmayan ve sözde bazı basın organlarında şahsım ve şirketlerim hakkında asılsız, yalan, yanlış ve çarpıtılmış karalama haberleri servis edilmiştir.
Dedim ya; laf, laf değil, söyleyen adam değil. Ancak kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına cevap verme zarureti doğmuştur.
30 yılı aşkın ticari hayatımız boyunca Ordu’da inşaat malzemeleri satışından konut üretimine, gıda dağıtımından sigortacılığa ve turizm sektörüne kadar birçok alanda faaliyet gösteriyoruz.
Yaptığımız her ticareti hakkaniyet ölçüleri içerisinde, helalden ayrılmadan yürütüyoruz. Hemşehrilerimizin desteğiyle üstlendiğimiz her işi Allah’ın izniyle başarıyla sürdürüyoruz.
Yediği, içtiği, vücudundaki her hücresi haramla beslenen bir güruh bunu anlayamaz. Haramın bereketi olmaz. Haramdan beslenen, helalin tadından anlayamaz.
Öncelikle beton konusuna açıklık getirelim.
Ordu’da beton üreten 5-6 tedarikçi firmadan biriyiz.
İstenilen beton sınıfını santralimizde üretir, inşaat sahasına teslim ederiz. Bu aşamada yapı denetim laboratuvarları, Bakanlığın belirlediği şartlar çerçevesinde numuneler alır ve içerisine çip yerleştirir. 28 gün sonra bu numuneler kırılarak beton dayanım değerleri ölçülür.
Bahse konu inşaatta da beton tarafımızdan üretilmiş ve sahaya teslim edilmiştir. Yaş beton numunelerinin sonuçları devlet kayıtlarında da mevcuttur, bizim elimizde de bulunmaktadır.
Gönderilen betonun yüzde 80’inden fazlası, talep edilen C30 yerine bir üst sınıf olan C35 olarak sonuç vermiştir. Birkaç numune ise C25 çıkmıştır. Bunun üzerine firma tarafından karot alınmış, daha sonra denetimle yükümlü İl Müdürlüğü tarafından da karot incelemesi yapılmıştır. İstenilen değerler sağlanamadığı gerekçesiyle binanın temelindeki beton kaldırılmıştır.
Yapılan binaların her aşaması çok yönlü denetimlerden geçmektedir. Bir aşamada gerekli kriterler sağlanmazsa ikinci aşamaya geçilmesine kesinlikle izin verilmez.
“Beş katlı bina yıkıldı” şeklindeki iddialar ise külliyen yalan, yanlış ve tamamen maksatlı dezenformasyondur.
Bu beton, binanın ilk aşamasında temele konulan betondur. Yani ortada herhangi bir bina oluşmamıştır. Kaldı ki utanmadan, sıkılmadan, hayasızca “5 katlı bina yıkıldı” diyorsunuz.
“Yaş beton numuneleri iyi çıktıysa neden karot değerleri düşük çıktı?” sorusunun birçok teknik sebebi olabilir.
İnşaat sahasında ustalar tarafından betona su katılmış olabilir. Beton yerleştirilirken segregasyon (ayrışma) meydana gelmiş olabilir. Beton yeterince sıkıştırılmamış veya doğru şekilde yerleştirilmemiş olabilir. Benzeri birçok sebepten dolayı son dayanım değerlerinde düşüş yaşanabilir.
Tedarikçi olarak bizim sorumluluğumuz elbette sürecin başından sonuna kadar devam etmektedir. Ancak teknik olarak esas alınan, sahaya teslim ettiğimiz çipli yaş beton numunelerinin sonuçlarıdır.
Normal şartlarda bir binadan bu kadar fazla numune alınmazken, söz konusu binadan işin başında tam 68 adet yaş beton numunesi alınmıştır. Bu durum dahi olayın olağan akışının dışında olduğunu göstermektedir.
Ağaç demiş ya: “Balta beni kesemezdi, sapı benden olmasaydı.”
Ordu’da ilk kez böyle bir olay yaşanmamıştır. Geçmişte farklı firmaların da çeşitli nedenlerle kaldırdığı betonlar olmuştur. Bu tür durumlar sektör içerisinde zaman zaman yaşanabilmektedir.
Ortada bir bilirkişi raporu olduğu ileri sürülmektedir. Böyle bir rapor kesinlikle yoktur.
Aslolan bina güvenliğidir. Güvenli yapıların inşa edilmesi için Bakanlıktan yapı denetim firmalarına, yapı denetim laboratuvarlarından belediyelere, şantiye şeflerinden müteahhitlere kadar herkes sorumluluk taşımaktadır.
Müşterilerimiz de bilir ki en kaliteli betonu biz üretiriz. Ancak mesele beton meselesi değildir.
Mesele; Milli Emlak arazisinde, 2004 yılında çay bahçesi olarak başlayan ve zamanla meyhaneler zincirine dönüşen işletmelere karşı çıkmamızdır.
Hemen bitişiğinde imam hatip öğrencilerimizin, devlet parasız yatılı öğrencilerimizin kaldığı bir yurt bulunmaktadır.
Biz buna itiraz ettiğimiz için bizim işlerimizi gündeme taşımaya çalışmaktadırlar.
Hodri meydan!
Elinizde ne kadar bilgi ve belge varsa ortaya dökün.
“Otelin altından dere geçiyor” diyen varsa, ispat etmeyen ahlaksızdır, namerttir. Bu tamamıyla yalan ve iftiradır.
“Düz Mahalle’de yaptığımız binanın otopark parasını ödemediğimiz için Altınordu Belediyesi bize kıyak geçti, onun için Ulaş Tepe’yi savunuyor” iddiası da külliyen yalan ve iftiradır.
Firmamız söz konusu arsayı 2021 yılında Büyükşehir Belediyesinin ihalesinden yaklaşık 2 milyon 220 bin TL bedelle satın almıştır.
Ruhsat aşamasında Altınordu Belediyesine otopark bedeli olarak yaklaşık 16 ofis ve 2 iş yeri için 16.140.487 TL ödenmiştir.
Siyaseti takip eden herkes bilir ki yerel seçimlerde sahada en çok çalışan milletvekiliyim. Altınordu ilçemizde de çalıştık fakat hemşehrilerimizin tercihi Cumhuriyet Halk Partisi yönünde oldu.
Ulaş Tepe, Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediye başkanıdır. Elbette siyasi olarak gerektiğinde eleştiririz. Ancak ne zaman ve nasıl eleştireceğimize biz karar veririz. Kimsenin bizi yönlendirmesine müsaade etmeyiz.
Mesela örnek bir eleştiri söylüyorum: Akyazı sahilinde bu kaçak meyhaneler herkesin gözü önünde yapılırken Altınordu ve Büyükşehir Belediyeleri neden müdahale etmemiştir? Her iki belediye görevini ihmal etmiştir. Bakanlık da haklarında soruşturma açmıştır. Müfettiş raporları da bunu ortaya koymuştur.
Bizi Altınordu Belediye Başkanını eleştirmiyor diye eleştirenler; Altınordu Belediyesinden eskisi gibi nemalanamadıkları için bizim eleştirilerimizi kullanarak belediyeyi yıpratmak, ardından da eski kirli düzenlerini devam ettirmek istemektedirler.
Buradan açıkça söylüyorum:
Devletin bir kuruşuna haksız yere el uzatanın, haksız kazanç elde edenin aldığı her kuruş zehir zıkkım olsun. Bırakın alet olmayı, buna asla müsaade etmeyeceğiz.
Ben 30 yıldır burada ticaret yapan ve vergi rekortmenleri arasında yer alan bir insanım.
Ben vergimi vereceğim; siz kamu kaynaklarını yandaşa, paydaşa, tapuda kaydı olmayan, emlak borcu bulunmayan, kendini “duayen gazeteci” diye tanıtan haramzadelere dağıtacaksınız.
Sonra da bunları kullanarak aslı astarı olmayan konularla bize saldıracaksınız. Bunu kabul etmek mümkün değil. Herkes yargı önünde hesabını verir.
Buradan tekrar söylüyorum:
Akyazı sahilindeki o meyhaneler hukuka aykırıdır.
Büyükşehir Belediye Meclisini 22 Haziran Pazartesi günü olağanüstü toplantıya çağırarak üç parsele “günübirlik tesis alanı” adı altında revizyon yapmaya çalışmanız tamamen hukuksuzdur.
19 Haziran Cuma günü Altınordu İlçesinin 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planları mahkeme tarafından tamamen iptal edilmiştir.
İptal edilen planın revizyonu olmaz.
Örnek vermek gerekirse; Ortada pantolon yok, siz diyorsunuz ki “Ben paçasını yaptırayım.”
Ben de diyorum ki: “Pantolon yanmış.”
Ortada plan yokken neyin revizyonunu yapıyorsunuz?
Bu zihniyet bizim zihniyetimiz olamaz.
Bizim iktidarımızda böyle bir şeye müsaade edilemez. Bu tür hukuksuzluklar hem Cumhur İttifakı’nın hem Cumhurbaşkanımızın hem AK Parti’nin hem de MHP'nin vatandaşın gözündeki itibarını zedelemektedir.
Milli Emlak arazisinde, yurdun bitişiğinde meyhane açtırarak oradaki körpe beyinlerin zehirlenmesine müsaade edemeyiz. İmam hatipli bir Cumhurbaşkanının yönettiği bir ülkede böyle bir pervasızlığa izin verilemez.
Kıyı kenar çizgisi ortadadır. 3194 sayılı İmar Kanunu ortadadır.
Neresinden eğip bükerseniz bükün, buna hukuki bir kılıf uyduramazsınız.
Burası Milli Emlak Genel Müdürlüğünün mülkiyetindeki bir alandır.
İmar planlarında yeşil alan ve park olarak görünmektedir.
Kıyı Kenar Kanunu hükümlerine göre de imara açılması mümkün değildir.
Hemen arkasındaki alan ise Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olup devlet parasız yatılı öğrencilerimizin kaldığı yurt olarak kullanılmaktadır.
Bu bölgede bir metrekare toprağı olmayan insanların hangi hakkından bahsediyorsunuz?
Şimdi bu beslemeler çıkmış, oy oranı mikron düzeyinde ölçülemeyen partilerin temsilcilerine açıklamalar yaptırıyorlar. Hadi oradan! Hiçbirisi bizim muhatabımız olamaz.
Ordu’da yapacağımız siyaseti biz kendimiz belirleriz.
Ben Milliyetçi Hareket Partisi’nin milletvekiliyim.
Bizim takip ettiğimiz liderimiz, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’dir.
Birkaç aklıevvelin bizi yönlendirmesine, kullanmasına asla müsaade etmeyiz.
Ordu’yu bilen herkes bunların ne olduğunu gayet iyi bilmektedir. Herkes yaptığı işin hesabını da bedelini de yargı önünde verecektir.
Kamuoyuna saygılarımla.
Naci ŞANLITÜRK
Sizi gidi beslemeler…
Size bir ev ödevi veriyorum:
???? Kurul Kalesi süreci
???? Kaya mezarlarının patlatılması
???? Kabadüz Yolunun 2011 yılında başlatılan projesinin sonradan değiştirilmesi
???? Melet Deresi’nden alınan çakıllar
???? Organize Sanayi Bölgesi’nin yeşil alanlarından alınan çakıllar
???? Viyadükler ve tünellerle ilgili süreçler
Bunlara iyi çalışın.
Tek tek konuşacağız ama sizden rica ediyorum böyle olmaz, dersinize iyi çalışın.”
“Baştan söyleyeyim, tamamıyla yalan, yanlış, çarpıtma ve dezenformasyona dönük haberlerdir.
Şirket avukatlarımız, adli merciler nezdinde, Basın İlan Kurumu ve RTÜK nezdinde gerekli şikayet ve başvuruları yapmışlardır. Konu tamamen yargıya intikal etmiş olup, hukuki süreç titizlikle takip edilmektedir.
Son zamanlarda Ordu’daki imar konularını, özellikle de Akyazı sahilinin imara açılması meselesini gündeme getirmemizin ardından; bizim gayet iyi tanıdığımız, bildiğimiz çevreler tarafından, Basın İlan Kurumu’nda kaydı olmayan, devletin ilgili kurumlarında herhangi bir kaydı bulunmayan ve sözde bazı basın organlarında şahsım ve şirketlerim hakkında asılsız, yalan, yanlış ve çarpıtılmış karalama haberleri servis edilmiştir.
Dedim ya; laf, laf değil, söyleyen adam değil. Ancak kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına cevap verme zarureti doğmuştur.
30 yılı aşkın ticari hayatımız boyunca Ordu’da inşaat malzemeleri satışından konut üretimine, gıda dağıtımından sigortacılığa ve turizm sektörüne kadar birçok alanda faaliyet gösteriyoruz.
Yaptığımız her ticareti hakkaniyet ölçüleri içerisinde, helalden ayrılmadan yürütüyoruz. Hemşehrilerimizin desteğiyle üstlendiğimiz her işi Allah’ın izniyle başarıyla sürdürüyoruz.
Yediği, içtiği, vücudundaki her hücresi haramla beslenen bir güruh bunu anlayamaz. Haramın bereketi olmaz. Haramdan beslenen, helalin tadından anlayamaz.
Öncelikle beton konusuna açıklık getirelim.
Ordu’da beton üreten 5-6 tedarikçi firmadan biriyiz.
İstenilen beton sınıfını santralimizde üretir, inşaat sahasına teslim ederiz. Bu aşamada yapı denetim laboratuvarları, Bakanlığın belirlediği şartlar çerçevesinde numuneler alır ve içerisine çip yerleştirir. 28 gün sonra bu numuneler kırılarak beton dayanım değerleri ölçülür.
Bahse konu inşaatta da beton tarafımızdan üretilmiş ve sahaya teslim edilmiştir. Yaş beton numunelerinin sonuçları devlet kayıtlarında da mevcuttur, bizim elimizde de bulunmaktadır.
Gönderilen betonun yüzde 80’inden fazlası, talep edilen C30 yerine bir üst sınıf olan C35 olarak sonuç vermiştir. Birkaç numune ise C25 çıkmıştır. Bunun üzerine firma tarafından karot alınmış, daha sonra denetimle yükümlü İl Müdürlüğü tarafından da karot incelemesi yapılmıştır. İstenilen değerler sağlanamadığı gerekçesiyle binanın temelindeki beton kaldırılmıştır.
Yapılan binaların her aşaması çok yönlü denetimlerden geçmektedir. Bir aşamada gerekli kriterler sağlanmazsa ikinci aşamaya geçilmesine kesinlikle izin verilmez.
“Beş katlı bina yıkıldı” şeklindeki iddialar ise külliyen yalan, yanlış ve tamamen maksatlı dezenformasyondur.
Bu beton, binanın ilk aşamasında temele konulan betondur. Yani ortada herhangi bir bina oluşmamıştır. Kaldı ki utanmadan, sıkılmadan, hayasızca “5 katlı bina yıkıldı” diyorsunuz.
“Yaş beton numuneleri iyi çıktıysa neden karot değerleri düşük çıktı?” sorusunun birçok teknik sebebi olabilir.
İnşaat sahasında ustalar tarafından betona su katılmış olabilir. Beton yerleştirilirken segregasyon (ayrışma) meydana gelmiş olabilir. Beton yeterince sıkıştırılmamış veya doğru şekilde yerleştirilmemiş olabilir. Benzeri birçok sebepten dolayı son dayanım değerlerinde düşüş yaşanabilir.
Tedarikçi olarak bizim sorumluluğumuz elbette sürecin başından sonuna kadar devam etmektedir. Ancak teknik olarak esas alınan, sahaya teslim ettiğimiz çipli yaş beton numunelerinin sonuçlarıdır.
Normal şartlarda bir binadan bu kadar fazla numune alınmazken, söz konusu binadan işin başında tam 68 adet yaş beton numunesi alınmıştır. Bu durum dahi olayın olağan akışının dışında olduğunu göstermektedir.
Ağaç demiş ya: “Balta beni kesemezdi, sapı benden olmasaydı.”
Ordu’da ilk kez böyle bir olay yaşanmamıştır. Geçmişte farklı firmaların da çeşitli nedenlerle kaldırdığı betonlar olmuştur. Bu tür durumlar sektör içerisinde zaman zaman yaşanabilmektedir.
Ortada bir bilirkişi raporu olduğu ileri sürülmektedir. Böyle bir rapor kesinlikle yoktur.
Aslolan bina güvenliğidir. Güvenli yapıların inşa edilmesi için Bakanlıktan yapı denetim firmalarına, yapı denetim laboratuvarlarından belediyelere, şantiye şeflerinden müteahhitlere kadar herkes sorumluluk taşımaktadır.
Müşterilerimiz de bilir ki en kaliteli betonu biz üretiriz. Ancak mesele beton meselesi değildir.
Mesele; Milli Emlak arazisinde, 2004 yılında çay bahçesi olarak başlayan ve zamanla meyhaneler zincirine dönüşen işletmelere karşı çıkmamızdır.
Hemen bitişiğinde imam hatip öğrencilerimizin, devlet parasız yatılı öğrencilerimizin kaldığı bir yurt bulunmaktadır.
Biz buna itiraz ettiğimiz için bizim işlerimizi gündeme taşımaya çalışmaktadırlar.
Hodri meydan!
Elinizde ne kadar bilgi ve belge varsa ortaya dökün.
“Otelin altından dere geçiyor” diyen varsa, ispat etmeyen ahlaksızdır, namerttir. Bu tamamıyla yalan ve iftiradır.
“Düz Mahalle’de yaptığımız binanın otopark parasını ödemediğimiz için Altınordu Belediyesi bize kıyak geçti, onun için Ulaş Tepe’yi savunuyor” iddiası da külliyen yalan ve iftiradır.
Firmamız söz konusu arsayı 2021 yılında Büyükşehir Belediyesinin ihalesinden yaklaşık 2 milyon 220 bin TL bedelle satın almıştır.
Ruhsat aşamasında Altınordu Belediyesine otopark bedeli olarak yaklaşık 16 ofis ve 2 iş yeri için 16.140.487 TL ödenmiştir.
Siyaseti takip eden herkes bilir ki yerel seçimlerde sahada en çok çalışan milletvekiliyim. Altınordu ilçemizde de çalıştık fakat hemşehrilerimizin tercihi Cumhuriyet Halk Partisi yönünde oldu.
Ulaş Tepe, Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediye başkanıdır. Elbette siyasi olarak gerektiğinde eleştiririz. Ancak ne zaman ve nasıl eleştireceğimize biz karar veririz. Kimsenin bizi yönlendirmesine müsaade etmeyiz.
Mesela örnek bir eleştiri söylüyorum: Akyazı sahilinde bu kaçak meyhaneler herkesin gözü önünde yapılırken Altınordu ve Büyükşehir Belediyeleri neden müdahale etmemiştir? Her iki belediye görevini ihmal etmiştir. Bakanlık da haklarında soruşturma açmıştır. Müfettiş raporları da bunu ortaya koymuştur.
Bizi Altınordu Belediye Başkanını eleştirmiyor diye eleştirenler; Altınordu Belediyesinden eskisi gibi nemalanamadıkları için bizim eleştirilerimizi kullanarak belediyeyi yıpratmak, ardından da eski kirli düzenlerini devam ettirmek istemektedirler.
Buradan açıkça söylüyorum:
Devletin bir kuruşuna haksız yere el uzatanın, haksız kazanç elde edenin aldığı her kuruş zehir zıkkım olsun. Bırakın alet olmayı, buna asla müsaade etmeyeceğiz.
Ben 30 yıldır burada ticaret yapan ve vergi rekortmenleri arasında yer alan bir insanım.
Ben vergimi vereceğim; siz kamu kaynaklarını yandaşa, paydaşa, tapuda kaydı olmayan, emlak borcu bulunmayan, kendini “duayen gazeteci” diye tanıtan haramzadelere dağıtacaksınız.
Sonra da bunları kullanarak aslı astarı olmayan konularla bize saldıracaksınız. Bunu kabul etmek mümkün değil. Herkes yargı önünde hesabını verir.
Buradan tekrar söylüyorum:
Akyazı sahilindeki o meyhaneler hukuka aykırıdır.
Büyükşehir Belediye Meclisini 22 Haziran Pazartesi günü olağanüstü toplantıya çağırarak üç parsele “günübirlik tesis alanı” adı altında revizyon yapmaya çalışmanız tamamen hukuksuzdur.
19 Haziran Cuma günü Altınordu İlçesinin 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planları mahkeme tarafından tamamen iptal edilmiştir.
İptal edilen planın revizyonu olmaz.
Örnek vermek gerekirse; Ortada pantolon yok, siz diyorsunuz ki “Ben paçasını yaptırayım.”
Ben de diyorum ki: “Pantolon yanmış.”
Ortada plan yokken neyin revizyonunu yapıyorsunuz?
Bu zihniyet bizim zihniyetimiz olamaz.
Bizim iktidarımızda böyle bir şeye müsaade edilemez. Bu tür hukuksuzluklar hem Cumhur İttifakı’nın hem Cumhurbaşkanımızın hem AK Parti’nin hem de MHP'nin vatandaşın gözündeki itibarını zedelemektedir.
Milli Emlak arazisinde, yurdun bitişiğinde meyhane açtırarak oradaki körpe beyinlerin zehirlenmesine müsaade edemeyiz. İmam hatipli bir Cumhurbaşkanının yönettiği bir ülkede böyle bir pervasızlığa izin verilemez.
Kıyı kenar çizgisi ortadadır. 3194 sayılı İmar Kanunu ortadadır.
Neresinden eğip bükerseniz bükün, buna hukuki bir kılıf uyduramazsınız.
Burası Milli Emlak Genel Müdürlüğünün mülkiyetindeki bir alandır.
İmar planlarında yeşil alan ve park olarak görünmektedir.
Kıyı Kenar Kanunu hükümlerine göre de imara açılması mümkün değildir.
Hemen arkasındaki alan ise Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olup devlet parasız yatılı öğrencilerimizin kaldığı yurt olarak kullanılmaktadır.
Bu bölgede bir metrekare toprağı olmayan insanların hangi hakkından bahsediyorsunuz?
Şimdi bu beslemeler çıkmış, oy oranı mikron düzeyinde ölçülemeyen partilerin temsilcilerine açıklamalar yaptırıyorlar. Hadi oradan! Hiçbirisi bizim muhatabımız olamaz.
Ordu’da yapacağımız siyaseti biz kendimiz belirleriz.
Ben Milliyetçi Hareket Partisi’nin milletvekiliyim.
Bizim takip ettiğimiz liderimiz, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’dir.
Birkaç aklıevvelin bizi yönlendirmesine, kullanmasına asla müsaade etmeyiz.
Ordu’yu bilen herkes bunların ne olduğunu gayet iyi bilmektedir. Herkes yaptığı işin hesabını da bedelini de yargı önünde verecektir.
Kamuoyuna saygılarımla.
Naci ŞANLITÜRK
Sizi gidi beslemeler…
Size bir ev ödevi veriyorum:
???? Kurul Kalesi süreci
???? Kaya mezarlarının patlatılması
???? Kabadüz Yolunun 2011 yılında başlatılan projesinin sonradan değiştirilmesi
???? Melet Deresi’nden alınan çakıllar
???? Organize Sanayi Bölgesi’nin yeşil alanlarından alınan çakıllar
???? Viyadükler ve tünellerle ilgili süreçler
Bunlara iyi çalışın.
Tek tek konuşacağız ama sizden rica ediyorum böyle olmaz, dersinize iyi çalışın.”





FACEBOOK YORUMLAR