Ünye Çevre Platformu'ndan Hatırlatma: "Arılar Yok Olursa…"
Ünye Çevre Platformu “20 Mayıs Dünya Arı Günü” kapsamında yapılan açıklamada, arıların yalnızca bal üreten canlılar olmayıp, yeryüzündeki yaşam ağının en temel kurucularından olduğu belirtildi. Açıklamada, arıların yok olması durumunda müşterek yaşamın da yok olacağı belirtildi.
21 Mayıs 2026 - 13:51
Ünye Çevre Platformu’nun açıklaması şöyle;
"20 Mayıs Dünya Arı Günü’nde bir kez daha görüyoruz ki; arılar yalnızca bal üreten canlılar değil, yeryüzündeki yaşam ağının en temel kurucularındandır.
Bir arının çiçekten çiçeğe taşıdığı polen; yalnızca bitkilerin değil, ormanların, kırların, gıdanın, suyun ve yaşamın devamını mümkün kılar. Arılar, insan merkezli değil yaşam merkezli bir dünyanın sessiz emekçileridir.
Bugün ise bu kadim yaşam döngüsü büyük bir yıkım tehdidi altındadır.
Kapitalist üretim anlayışının doğayı sınırsız bir hammadde deposu olarak gören yaklaşımı; ormanları, meraları, yaylaları, dereleri ve tarım alanlarını hızla tahrip etmektedir. Karadeniz’de giderek artan maden projeleri, taş ocakları, HES’ler, yol çalışmaları ve betonlaşma yalnızca ağaçları değil; bütün bir ekolojik sistemi parçalamaktadır.
Bir orman kesildiğinde yalnızca ağaçlar kaybolmaz. Arıların nektar yolları, kuşların göç güzergâhları, toprağın hafızası ve suyun döngüsü de yok edilir.
Ordu’da ve Karadeniz’de arıcılık; kestane ormanlarına, yayla florasına, kır çiçeklerine ve biyolojik çeşitliliğe bağlıdır. Ancak iklim krizinin yarattığı düzensiz mevsimler, uzun yağış dönemleri, kuraklık ve ani sıcaklık değişimleri çiçeklenme takvimini bozmakta; arılar giderek daha az besine ulaşabilmektedir.
Diğer yandan endüstriyel tarımın dayattığı monokültür üretim modeli yaşamı çölleştirmektedir. Özellikle yoğun kimyasal kullanımına dayalı tarım politikaları arıları zehirlemekte; pestisitler yalnızca “zararlıları” değil, yaşamın kendisini hedef almaktadır.
Bugün dünya genelinde yaşanan arı ölümleri bir tesadüf değildir. Bu durum; doğayı metalaştıran, toprağı sömüren ve tüm canlılığı piyasa mantığına teslim eden ekolojik yıkım düzeninin sonucudur.
Arılar bize şunu hatırlatmaktadır:
Doğa insanın mülkü değildir. İnsan, yaşam ağının yalnızca bir parçasıdır.
Arılar yok olduğunda yalnızca bal değil; müşterek yaşam da yok olur. Çünkü arıların kaybı, biyolojik çeşitliliğin, gıda egemenliğinin ve ekolojik dengenin çöküşü anlamına gelir.
Bu nedenle çözüm yalnızca daha fazla üretim ya da teknik destek değildir. Gerçek çözüm;
• Doayı bir kaynak değil yaşam alanı olarak görmekten,
• Ekolojik tarımı savunmaktan,
• Kimyasal bağımlılığını azaltmaktan,
• Ormanları ve yaylaları şirket projelerine teslim etmemekten,
• Yerel üretimi ve biyolojik çeşitliliği korumaktan geçmektedir.
Bizler Ünye Çevre Platformu olarak; arıları savunmanın yaşamı savunmak olduğuna inanıyoruz.
Yeryüzünün yalnızca insanlara ait olmadığını, her canlının yaşama hakkı bulunduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.
20 Mayıs Dünya Arı Günü’nde herkesi doğayla tahakküm ilişkisi kurmayan, ekolojik adaleti esas alan bir yaşamı birlikte savunmaya çağırıyoruz."
"20 Mayıs Dünya Arı Günü’nde bir kez daha görüyoruz ki; arılar yalnızca bal üreten canlılar değil, yeryüzündeki yaşam ağının en temel kurucularındandır.
Bir arının çiçekten çiçeğe taşıdığı polen; yalnızca bitkilerin değil, ormanların, kırların, gıdanın, suyun ve yaşamın devamını mümkün kılar. Arılar, insan merkezli değil yaşam merkezli bir dünyanın sessiz emekçileridir.
Bugün ise bu kadim yaşam döngüsü büyük bir yıkım tehdidi altındadır.
Kapitalist üretim anlayışının doğayı sınırsız bir hammadde deposu olarak gören yaklaşımı; ormanları, meraları, yaylaları, dereleri ve tarım alanlarını hızla tahrip etmektedir. Karadeniz’de giderek artan maden projeleri, taş ocakları, HES’ler, yol çalışmaları ve betonlaşma yalnızca ağaçları değil; bütün bir ekolojik sistemi parçalamaktadır.
Bir orman kesildiğinde yalnızca ağaçlar kaybolmaz. Arıların nektar yolları, kuşların göç güzergâhları, toprağın hafızası ve suyun döngüsü de yok edilir.
Ordu’da ve Karadeniz’de arıcılık; kestane ormanlarına, yayla florasına, kır çiçeklerine ve biyolojik çeşitliliğe bağlıdır. Ancak iklim krizinin yarattığı düzensiz mevsimler, uzun yağış dönemleri, kuraklık ve ani sıcaklık değişimleri çiçeklenme takvimini bozmakta; arılar giderek daha az besine ulaşabilmektedir.
Diğer yandan endüstriyel tarımın dayattığı monokültür üretim modeli yaşamı çölleştirmektedir. Özellikle yoğun kimyasal kullanımına dayalı tarım politikaları arıları zehirlemekte; pestisitler yalnızca “zararlıları” değil, yaşamın kendisini hedef almaktadır.
Bugün dünya genelinde yaşanan arı ölümleri bir tesadüf değildir. Bu durum; doğayı metalaştıran, toprağı sömüren ve tüm canlılığı piyasa mantığına teslim eden ekolojik yıkım düzeninin sonucudur.
Arılar bize şunu hatırlatmaktadır:
Doğa insanın mülkü değildir. İnsan, yaşam ağının yalnızca bir parçasıdır.
Arılar yok olduğunda yalnızca bal değil; müşterek yaşam da yok olur. Çünkü arıların kaybı, biyolojik çeşitliliğin, gıda egemenliğinin ve ekolojik dengenin çöküşü anlamına gelir.
Bu nedenle çözüm yalnızca daha fazla üretim ya da teknik destek değildir. Gerçek çözüm;
• Doayı bir kaynak değil yaşam alanı olarak görmekten,
• Ekolojik tarımı savunmaktan,
• Kimyasal bağımlılığını azaltmaktan,
• Ormanları ve yaylaları şirket projelerine teslim etmemekten,
• Yerel üretimi ve biyolojik çeşitliliği korumaktan geçmektedir.
Bizler Ünye Çevre Platformu olarak; arıları savunmanın yaşamı savunmak olduğuna inanıyoruz.
Yeryüzünün yalnızca insanlara ait olmadığını, her canlının yaşama hakkı bulunduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.
20 Mayıs Dünya Arı Günü’nde herkesi doğayla tahakküm ilişkisi kurmayan, ekolojik adaleti esas alan bir yaşamı birlikte savunmaya çağırıyoruz."







FACEBOOK YORUMLAR