Ünye Çevre Platformu'ndan Ünye Kıyıları Ve Çamlık İçin Ekolojik Çağrı

Ünye Çamlık ile Ayanikola Adası arasında bulunan yürüyüş yolunda bir araya gelen Ünye Çevre Platformu üyeleri; ellerindeki “Betonizm sapkınlıktır” yazılı pankartla Ünye kıyıları ve Çamlık için ekolojik çağrıda bulundu.

Ünye Çevre Platformu'ndan Ünye Kıyıları Ve Çamlık İçin Ekolojik Çağrı
25 Mayıs 2026 - 18:20
Platform adına çağrı açıklamasını yapan Platform sözcüsü Serap Ersöz şunları söyledi;
Bir Kenti Beton Değil, Doğa Yaşatır. Bir kentin güzelliği yalnızca binalarıyla, kaldırımlarıyla, sert zeminleriyle ölçülmez. Bir kent; nefes alabildiği kadar yaşar. Toprağıyla yaşar. Suyuyla yaşar. Ağaçlarıyla yaşar. Kıyılarıyla yaşar. Rüzgârıyla, gölgesiyle, kuşlarıyla yaşar. Ünye’yi özel kılan da tam olarak budur.

Karadeniz kıyılarında bugün hâlâ doğal karakterini önemli ölçüde koruyabilmiş nadir kentlerden biriyiz. Çamlık’ın kent merkezindeki doğal yapısı, Yalı Kahvesi kumsalı, falezler, kayalık kıyılar ve Aynikola hattındaki doğal geçiş bölgeleri yalnızca estetik açıdan değil; ekolojik açıdan da son derece kıymetlidir.

Çünkü bu alanlar yaşayan sistemlerdir. Bir kıyı yalnızca deniz kenarı değildir. Bir çamlık yalnızca ağaç topluluğu değildir. Toprak, yağmur suyu, kök sistemi, gölge, nem dengesi, canlı çeşitliliği ve hava dolaşımı birlikte çalışan doğal bir bütündür. Bu nedenle kıyı alanlarında ve kent içi yeşil bölgelerde yapılan her müdahale yalnızca “görüntüyü” değiştirmez; ekolojik dengeyi de etkiler.
Bugün Ünye’de yaşanan temel sorun tam da budur. Doğal ve geçirgen alanların giderek daha fazla beton yüzeylerle kaplanması, kent ekosistemini zayıflatmaktadır. Mevcut sağlam kaldırımların sökülerek daha büyük beton yüzeylere dönüştürülmesi, Çamlık içindeki doğal yürüyüş yollarının betonlanması ve sonrasında üzerlerinin taşla kaplanarak doğal görünüm verilmesi, ekolojik açıdan doğru uygulamalar değildir. Çünkü önemli olan yalnızca üst yüzeyin nasıl göründüğü değildir. Önemli olan; zeminin nasıl çalıştığıdır.

Bilimsel olarak biliyoruz ki:

Beton yüzeyler yağmur suyunun toprağa süzülmesini engeller. Bu durum hem yeraltı su dengesini bozar hem de ani yağışlarda yüzey akışını artırarak taşkın riskini büyütür. Toprakla ilişkisi kesilen ağaçlar zamanla daha kırılgan hale gelir. Kök bölgelerinin hava alması zorlaşır. Doğal zeminler yaz aylarında serinletici etki üretirken, beton yüzeyler ısıyı depolar ve kentte “ısı adası” etkisi oluşturur. Bu durum özellikle yaşlılar, çocuklar ve kent yaşamı açısından ciddi sonuçlar doğurur.

Geçirimsiz yüzeylerin artması; kuşlardan böceklere, kıyı bitkilerinden mikroorganizmalara kadar pek çok canlı için yaşam alanı kaybı anlamına gelir. Bugün dünya genelinde çağdaş şehircilik anlayışı daha fazla beton üretmeyi değil; daha fazla geçirgen yüzey, daha fazla gölge, daha fazla doğal alan oluşturmayı hedeflemektedir.

Çünkü iklim krizi çağında kentlerin en büyük ihtiyacı beton değil; ekolojik dayanıklılıktır. Artık birçok şehir asfaltı söküyor, yağmur bahçeleri oluşturuyor, doğal kıyıları koruyor, kent içindeki toprak alanları artırmaya çalışıyor. Biz ise elimizde kalan doğal alanları sertleştiriyoruz. Oysa Ünye’nin gerçek değeri tam da doğallığında yatıyor.

Çamlık’ın güzelliği düzenlenmiş olmasında değil; doğal kalabilmiş olmasındadır.

Yalı Kahvesi’nin değeri beton yoğunluğunda değil; kumsal karakterini koruyabilmesindedir. Aynikola hattının önemi, müdahale edilmiş bir sahil olmasında değil; hâlâ doğal kıyı hissi taşıyabilmesindedir. Bu nedenle mesele yalnızca estetik bir tercih değildir.

Mesele; nasıl bir kentte yaşamak istediğimizdir. Çocukların toprağa basabildiği bir kent mi? Yoksa her yüzeyin sertleştirildiği bir kent mi? Yağmurun toprağa karışabildiği bir kent mi? Yoksa suyun beton üzerinden akıp taştığı bir kent mi? Gölgesi olan bir kent mi? Yoksa yaz sıcağını büyüten beton alanlar mı?

Biz Ünye Çevre Platformu olarak bakım yapılmasına, kamusal alanların iyileştirilmesine ya da insanların rahat kullanabileceği yürüyüş alanlarının oluşturulmasına karşı değiliz. Ancak bütün bunların doğayla uyumlu yöntemlerle yapılması gerektiğini savunuyoruz. Kent planlamasında temel ilke şu olmalıdır: Doğayı bastıran değil, doğayla çalışan çözümler üretmek.

Daha fazla beton değil; daha fazla geçirgen yüzey. Daha fazla sert zemin değil; daha fazla canlı toprak. Daha fazla gösterişli uygulama değil; daha fazla ekolojik hassasiyet. Çünkü doğa bir süs değildir. Doğa, kent yaşamının temelidir.

Bugün koruyamadığımız her kıyı, her ağaç, her doğal yüzey; gelecekte daha sıcak, daha kırılgan, daha yoksul bir kent anlamına gelecektir. Ünye hâlâ çok geç kalınmamış şehirlerden biridir. Hâlâ korunabilecek kıyıları vardır.

Hâlâ nefes alınabilecek çamlıkları vardır. Hâlâ çocukların kumla temas kurabileceği alanları vardır. Bu nedenle çağrımız çok nettir: Ünye’nin doğal kıyı karakteri korunmalıdır.

Çamlık ve kıyı alanlarında beton yoğunluğu artırılmamalıdır. Yeni uygulamalarda ekoloji, hidroloji, kıyı dinamikleri ve iklim dayanıklılığı esas alınmalıdır. Kent estetiği; beton miktarıyla değil, doğayla kurulan uyumla değerlendirilmelidir.

Çünkü bir kenti gerçekten güzel yapan şey; doğayla kavga etmemesidir. Ve biz inanıyoruz ki: Ünye’nin geleceği betonla değil, doğasını koruyabilmesiyle kurulacaktır.

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum