PSİKİYATRİST KARAKÜLAH: "AMACIMIZ KİŞİYİ HAYATIN İÇİNDE KILMAK"
Psikiyatrist - Psikoterapist Uzm.Dr. Kamuran Karakülah, Ulvi Gündoğdu’nun Hazırlayıp sunduğu ‘KONUŞUYORUM’ programında Psikolojik rahatsızlıklar ile bu rahatsızlıkların tanı, teşhis ve tedavileri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
16 Mayıs 2022 - 19:10
Psikiyatrist - Psikoterapist Uzm.Dr. Kamuran Karakülah, “Biz aslında beyin hastalığını inceliyoruz. Bizim hastalıklarımız gözle görülemeyen düzeyde. Biz hastalarımızla görüşerek tanı koyuyoruz.” dedi.
“Amacımız Kişiyi Hayatın İçinde Kılmak”
Psikolojik hastalıklarda muayenenin hastayı görür görmez başladığına dikkat çeken Uzm.Dr. Karakülah, “Bizde hasta kapıdan girer muayene başlar. Hasta ile konuşmadan gözlem yaparız. Bizim DSM-5 dediğimiz muayene kılavuzumuz var. 5 ekseni değerlendirme deriz buna birincisi; hastanın sana getirdiği şikâyetidir. İkincisi; hastanın bir kişilik bozukluğu var mı? Üçüncü eksen; hastanın biyolojik bir rahatsızlığı var mı? Dördüncü eksen; kişinin stresörüdür, hayatında stres faktörü var mı? Beşinci eksen bizim için en hayati sorudur, kişinin işlevselliği nasıl? Hayatın ne kadar içerisinde. Psikiyatride en önemli soru budur. Bizim tedavimizin amacı kişiyi işlevsel, hayatın içinde kılmaktır.” ifadelerini kullandı.
“Kumar da Madde Bağlılığı Gibidir”
“Biz hastalıkları temelde iki gruba ayırıyoruz. Bizim psikoz dediğimiz şey hastanın gerçeği değerlendirmesinin bozuk olduğu hastalıklar. Hasta doğru ve yanlışı ayırt edemez. Mesela şizofreni hastaları halüsinasyon görür. Olmayan şeyler görür, sesler duyar, şüphe duyar. Zeka geriliği olan kişiler mesela doğru veya yanlışı ayırt edemezler. Bipolar hastaları ilaçlarını kullanmazlarsa mani dönemine girip psikotik olabiliyorlar. Bizim nevroz dediğimiz depresyon bir de kaygı bozukluğuna giden panik bozukluk, anksiyete bozukluğu, Obsesif-Kompulsif bozukluk gibi hastalıklar var. Endişe ve korkuyla seyreden hastalıklar var. Bir diğer bizim ilgilendiğimiz hastalık grubu bağımlılıklar. Kumar da eroin bağımlılığı gibidir ve kumar bağımlılığı tedavi edilmelidir. Çocuklarda son yıllarda özellikle popüler olan dikkat eksikliği, sınav kaygısı, yeme bozukluğu, obezite de psikiyatrik bir sorundur.” şeklinde konuştu.
“Kaygı, Nedensiz Olup, Hayatı Etkiliyorsa Hastalıktır”
Kaygının belirli bir düzeye kadar normal bir durum olduğunu, fakat insan yaşamını olumsuz etkileyemeye başladıktan sonra tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlık olduğuna dikkat çelen Psikiyatrist Kamuran Karakülah “Kaygılı olmak doğal bir duygudur. Ama bu kaygılar gereksiz yere oluyor hayatı etkiliyorsa işlevselliği bozuyorsa hastalıktır. Hastalıkla semptomun farkı buradadır. MMPI testleri hastalık var demez ama fikir verir. Biz kişiye terapi yapacaksak nereden tutacağımızı tespit eder ve oradan yürürüz. Bu test bize bir harita gibi yol gösterir.” diye konuştu.
“Geç Kalınan Her An Beyinde Hasar Bırakıyor”
Canlı yayında Gazeteci Ulvi Gündoğdu’nun kendisine sorduğu bir soruyla ilgili olarak “Örnek vermem gerekirse şizofreni hastalarında tedavisiz geçen her bir süreç beyne hasar bırakır. Ne kadar uzarsa o kadar çok hasar demek. Maalesef bizde şöyle bir durum da var. Çocuk halüsinasyon görüyor hemen okutmaya götürüyorlar çocuğu. Bu iki ay böyle sürüyor. Ülkeyi geziyorlar icabında. Kimisi üflüyor, kimisi suya yazı yazıyor, kimisi başka şeyler yapıyor. Ben böyle hastalarımızın ailesine diyorum ki buradan; duanı et, şifanı Allah’tan dile, duanı et ama kendi duanı et, hocanın ettiği dua da bir, senin ettiğin dua da bir. En son bazı hocalarımız var sağ olsunlar aileye diyorlar ki; ‘Bu çocuk doktorluk, bu çocuğu doktora götürün’ Bu rağmen yine getirmiyorlar, hocaya da inanmıyorlar. Daha sonra konu en son bize geliyor. Çocuk kendine veya birine zarar verdiğinde. Ama o sürede 4 ay geçmiş oluyor. Biz tedaviye elbette başlarız ama bize gelen kadar hasar büyüyor ve tedavi gecikmiş oluyor.” ifadelerini kullandı.
“Amacımız Kişiyi Hayatın İçinde Kılmak”
Psikolojik hastalıklarda muayenenin hastayı görür görmez başladığına dikkat çeken Uzm.Dr. Karakülah, “Bizde hasta kapıdan girer muayene başlar. Hasta ile konuşmadan gözlem yaparız. Bizim DSM-5 dediğimiz muayene kılavuzumuz var. 5 ekseni değerlendirme deriz buna birincisi; hastanın sana getirdiği şikâyetidir. İkincisi; hastanın bir kişilik bozukluğu var mı? Üçüncü eksen; hastanın biyolojik bir rahatsızlığı var mı? Dördüncü eksen; kişinin stresörüdür, hayatında stres faktörü var mı? Beşinci eksen bizim için en hayati sorudur, kişinin işlevselliği nasıl? Hayatın ne kadar içerisinde. Psikiyatride en önemli soru budur. Bizim tedavimizin amacı kişiyi işlevsel, hayatın içinde kılmaktır.” ifadelerini kullandı.
“Kumar da Madde Bağlılığı Gibidir”
“Biz hastalıkları temelde iki gruba ayırıyoruz. Bizim psikoz dediğimiz şey hastanın gerçeği değerlendirmesinin bozuk olduğu hastalıklar. Hasta doğru ve yanlışı ayırt edemez. Mesela şizofreni hastaları halüsinasyon görür. Olmayan şeyler görür, sesler duyar, şüphe duyar. Zeka geriliği olan kişiler mesela doğru veya yanlışı ayırt edemezler. Bipolar hastaları ilaçlarını kullanmazlarsa mani dönemine girip psikotik olabiliyorlar. Bizim nevroz dediğimiz depresyon bir de kaygı bozukluğuna giden panik bozukluk, anksiyete bozukluğu, Obsesif-Kompulsif bozukluk gibi hastalıklar var. Endişe ve korkuyla seyreden hastalıklar var. Bir diğer bizim ilgilendiğimiz hastalık grubu bağımlılıklar. Kumar da eroin bağımlılığı gibidir ve kumar bağımlılığı tedavi edilmelidir. Çocuklarda son yıllarda özellikle popüler olan dikkat eksikliği, sınav kaygısı, yeme bozukluğu, obezite de psikiyatrik bir sorundur.” şeklinde konuştu.
“Kaygı, Nedensiz Olup, Hayatı Etkiliyorsa Hastalıktır”
Kaygının belirli bir düzeye kadar normal bir durum olduğunu, fakat insan yaşamını olumsuz etkileyemeye başladıktan sonra tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlık olduğuna dikkat çelen Psikiyatrist Kamuran Karakülah “Kaygılı olmak doğal bir duygudur. Ama bu kaygılar gereksiz yere oluyor hayatı etkiliyorsa işlevselliği bozuyorsa hastalıktır. Hastalıkla semptomun farkı buradadır. MMPI testleri hastalık var demez ama fikir verir. Biz kişiye terapi yapacaksak nereden tutacağımızı tespit eder ve oradan yürürüz. Bu test bize bir harita gibi yol gösterir.” diye konuştu.
“Geç Kalınan Her An Beyinde Hasar Bırakıyor”
Canlı yayında Gazeteci Ulvi Gündoğdu’nun kendisine sorduğu bir soruyla ilgili olarak “Örnek vermem gerekirse şizofreni hastalarında tedavisiz geçen her bir süreç beyne hasar bırakır. Ne kadar uzarsa o kadar çok hasar demek. Maalesef bizde şöyle bir durum da var. Çocuk halüsinasyon görüyor hemen okutmaya götürüyorlar çocuğu. Bu iki ay böyle sürüyor. Ülkeyi geziyorlar icabında. Kimisi üflüyor, kimisi suya yazı yazıyor, kimisi başka şeyler yapıyor. Ben böyle hastalarımızın ailesine diyorum ki buradan; duanı et, şifanı Allah’tan dile, duanı et ama kendi duanı et, hocanın ettiği dua da bir, senin ettiğin dua da bir. En son bazı hocalarımız var sağ olsunlar aileye diyorlar ki; ‘Bu çocuk doktorluk, bu çocuğu doktora götürün’ Bu rağmen yine getirmiyorlar, hocaya da inanmıyorlar. Daha sonra konu en son bize geliyor. Çocuk kendine veya birine zarar verdiğinde. Ama o sürede 4 ay geçmiş oluyor. Biz tedaviye elbette başlarız ama bize gelen kadar hasar büyüyor ve tedavi gecikmiş oluyor.” ifadelerini kullandı.







FACEBOOK YORUMLAR