Yemek yemek çoğu zaman sadece karın doyurmak gibi görülür ama aslında işin içinde alışkanlıklar, duygular ve öğrenilmiş davranışlar da vardır. Besin reddi dediğimiz durum da tam olarak bu noktada karşımıza çıkar. Özellikle çocuklarda sık gördüğümüz bu durum, çoğu zaman “yemek seçiyor” ya da “inat ediyor” diye geçiştirilir. Oysa mesele genelde bundan biraz daha derindir. Çünkü bazen vücut, bazen de zihin o besine karşı “bunu istemiyorum” diye bir sinyal verir.
Besin reddi, bir kişinin belli bir yiyeceği sürekli olarak yemek istememesi, hatta ondan özellikle kaçınmasıdır. Bu durum en çok küçük çocuklarda görülür. Özellikle 2 ile 6 yaş arasında çocukların yeni yiyeceklere mesafeli durması oldukça normaldir. Çocuk yeni olan şeyden çekinir. Aslında bu, doğuştan gelen bir koruma mekanizmasıdır; çocuk bilmediği bir şeyi hemen tüketmek istemez.
Besini reddetmenin tek bir sebebi yoktur. Bazen yiyeceğin kokusu, dokusu ya da görüntüsü çocuk için rahatsız edici olabilir. Örneğin pütürlü bir çorba ya da kokusu yoğun bir sebze bazı çocukları baştan uzaklaştırabilir.
Bazen de geçmişte yaşanan bir deneyim etkili olur. Zorla yemek yedirilmesi, yemek sırasında baskı yapılması ya da bir yiyecekten sonra mide bulantısı yaşanması, çocuğun o besine karşı tamamen kapanmasına neden olabilir.
Şunu net söylemek gerekir: Besin reddi sonradan oluşabilir. Yani çocuk doğuştan “yemek seçen” biri değildir. Beslenme alışkanlıkları zamanla öğrenilir. Aile tutumu, ortam ve yaşanan deneyimler bu süreci şekillendirir. Bu da bize şunu gösterir: Doğru yaklaşımla bu durum değiştirilebilir.
Çocuklarda besin reddiyle baş ederken en önemli nokta, zorlamamaktır. Ne kadar ısrar edilirse, direnç o kadar artar. Kısa vadede bir iki lokma yedirmek başarı gibi görünse de uzun vadede çocuk o besinden daha da uzaklaşır. Bunun yerine daha yumuşak ve sabırlı bir yol izlemek gerekir. Aynı yiyeceği farklı zamanlarda tekrar tekrar sunmak oldukça etkili bir yöntemdir. Çünkü bir çocuk yeni bir besine alışmak için bazen defalarca denemeye ihtiyaç duyar. Bu süreçte küçük porsiyonlar sunmak da önemlidir; büyük tabaklar çocuğu daha baştan korkutabilir.
Bir diğer önemli konu da örnek olmaktır. Çocuklar en çok gördüklerini yapar. Evde sebze yenmiyorsa, çocuğun sebzeyi sevmesini beklemek çok gerçekçi olmaz. Ailece aynı sofrada, benzer yemekleri yemek bu yüzden oldukça değerlidir. Ayrıca çocuğu yemeğin hazırlanma sürecine katmak da işe yarar. Birlikte sebze yıkamak ya da tabağı hazırlamak, çocuğun yemeğe olan ilgisini artırabilir.
Sonuç olarak besin reddi, sadece bir “yememe” durumu değildir. İçinde alışkanlıkların, duyguların ve deneyimlerin olduğu bir süreçtir. Özellikle çocukluk döneminde doğru yaklaşım gösterilirse, bu durum büyük ölçüde aşılabilir. Burada önemli olan, baskı kurmak değil; anlamak ve doğru şekilde yönlendirmektir.


FACEBOOK YORUMLAR