Ramazan ayı, birçok kişi için hem manevi hem de sosyal açıdan oldukça kıymetli bir dönem. Ancak beslenme düzeninin köklü şekilde değiştiği bu süreçte özellikle kronik hastalığı olan bireylerin daha dikkatli olması gerekiyor.
Bilimsel çalışmalar, uzun süreli açlık ve susuzluğun sağlıklı bireylerde belirli ölçüde tolere edilebildiğini, ancak bazı hastalık gruplarında metabolik dengeyi olumsuz etkileyebileceğini gösteriyor. Bu nedenle “Oruç tutabilir miyim?” sorusu sadece kişisel bir karar değil, aynı zamanda tıbbi değerlendirme gerektiren bir konu.
Kronik hastalıklarda en önemli nokta, her bireyin sağlık durumunun farklı olmasıdır. Aynı hastalığa sahip iki kişinin kullandığı ilaçlar, hastalığın seyri ve günlük yaşam koşulları birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle Ramazan ayında uygulanacak beslenme düzeni genel önerilerle değil, kişiye özel olarak planlanmalıdır.
Diyabet hastaları için en kritik konu kan şekeri dengesidir. Diyabeti olan bireylerde gün boyu süren açlık sonrası iftarda hızlı ve yüksek miktarda yemek tüketimi kan şekeri dalgalanmalarına yol açabilir.
Özellikle rafine karbonhidratlar, şerbetli tatlılar ve aşırı porsiyonlar kan şekeri kontrolünü zorlaştırabilir. Bu nedenle diyabet hastalarının iftarı daha hafif bir başlangıçla açmaları, ana yemeğe geçmeden önce kısa bir mola vermeleri, basit şeker içeriği yüksek besinleri sınırlamaları, sahuru atlamamaları ve gerekli durumlarda kan şekeri takibini ihmal etmemeleri oldukça önemlidir.
Hipertansiyon hastalarında ise sıvı ve tuz tüketimi önemli bir konudur. Tansiyon hastalarında Ramazan ayında en sık karşılaşılan sorunlardan biri sıvı alımının azalmasıdır. Gün boyu susuz kalmak bazı kişilerde tansiyon dengesinin bozulmasına neden olabilir. Bunun yanı sıra iftarda aşırı tuzlu ve ağır yemeklerin tercih edilmesi de kan basıncını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle iftar ile sahur arasında yeterli miktarda su tüketilmesi, tuzlu ve işlenmiş gıdaların sınırlandırılması gerekir.
Böbrek ve kalp-damar hastalıklarında risk daha da artabilir. Böbrek hastalıklarında sıvı ve elektrolit dengesi hayati önem taşır. Uzun süre susuz kalmak bazı hastalarda böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir.
Benzer şekilde kalp-damar hastalığı olan bireylerde ani ve ağır yemek tüketimi dolaşım sistemi üzerinde ek yük oluşturabilir. Bu nedenle bu hastalık grubundaki bireylerin oruç tutma kararını mutlaka uzman görüşü ile değerlendirmeleri gerekir. Ayrıca iftar öğünlerinde aşırı yağlı ve ağır yemeklerden kaçınmak ve porsiyon kontrolüne dikkat etmek büyük önem taşır.
Unutulmaması gereken önemli bir nokta var: Oruç ibadeti sağlığı riske atmayı gerektiren bir durum değildir. Sağlığın korunması her zaman öncelikli olmalıdır. Bu nedenle kronik hastalığı olan bireylerin Ramazan öncesinde hekimleri ve diyetisyenleriyle görüşerek kendileri için en doğru kararı vermeleri büyük önem taşır.


FACEBOOK YORUMLAR