Elif Fidan

Elif Fidan

YAŞAMAK İÇİN, YAŞAT...
[email protected]

Galiba Her Gerçek Aşk, Ölümle Sınanıyor...

10 Temmuz 2026 - 18:03

Bazı hikâyeler vardır... Onları dinlerken, bir roman okuyormuş gibi hissedersiniz. Sonra birden gerçeğin tam ortasında olduğunuzu anlarsınız.

Bu da onlardan biri... Ali ile Ayşe... Aynı köyde, sınırdaş iki evin çocukları...

İlkokul sıralarında başlayan masum bir sevda, yıllar içinde bütün köyün diline düşer. Herkes onların birbirine nasıl baktığını, birbirini nasıl beklediğini bilir.

Aşklarının en büyük şahidi ise Ayşe'nin evinin önündeki yaşlı söğüt ağacıdır. Birbirlerine yazdıkları mektupları, o söğüdün dibindeki taşın altına bırakırlar. Sonra gizlice gidip alırlar. Her satırda özlem, her kelimede umut vardır. Belki o söğüt ağacı bugün dile gelse, insanların birbirine söyleyemediği en güzel aşk cümlelerini anlatırdı.

Yıllar geçer... Ali askerden döner. Artık tek hayali, çocukluk aşkıyla aynı çatı altında yaşlanmaktır. Ama bazen insanların hesapları, kalplerden daha güçlü sanılır. Ayşe'nin annesi bu evliliğe izin vermez. Gerekçesi ise sevgiden çok topraktır...

"Onlar bize sınırdaş. Oğullarıma bırakacağım tarlalarda hak ister. Bizde kıza miras yok." Bazen insan, bir avuç toprağı evladının mutluluğundan daha değerli görebiliyor. Ayşe, uzak bir ilçede istemediği bir adamla nişanlandırılır. Düğüne bir hafta kala ise Ali ile Ayşe, herkesi karşılarına alıp kaçarak evlenirler.

Çünkü bazı sevgiler, korkudan değil cesaretten doğar. İki aile de onları evlatlıktan siler. Arkalarında anne baba duası olmadan, ceplerinde para olmadan ama yüreklerinde koskoca bir sevgiyle küçücük bir yuva kurarlar.

Yokluk vardır... Ama huzur da vardır. Sonra dünyaya Elmas gelir. İki âşığın en kıymetli emaneti...
Tam her şey yoluna girecek derken kader, yine kapıyı çalar. Ayşe siroza yakalanır. Ali çaresizdir. Genç bir kadın, her geçen gün biraz daha erirken; genç bir adam, sevdiğini avuçlarının arasından usul usul kaybeder.

Ve Elmas henüz iki yaşındayken... Ayşe gözlerini hayata kapatır. O gün sadece genç bir kadın ölmez. Bir adamın gülüşü de onunla birlikte toprağa verilir. Ali, altı ay boyunca hem çalışır hem de iki yaşındaki kızına hem annelik hem babalık yapmaya çalışır.

Ama bazen acı, tek başına taşınamayacak kadar ağırdır. İşte o zaman Ali'nin komşulari devreye girer. Elmas'ı sadece babası değil, vicdan sahibi insanlar büyütür.

Elmas da büyür... Hayatın önüne çıkardığı her engeli dimdik karşılayan güçlü bir kadın olur. Çünkü o, gücünü anne ve babasının zulme boyun eğmeyen aşkından almıştır.

Bu hikâyeyi dinledikten sonra uzun süre sustum. Sonra kendi kendime şu cümleyi kurdum: Galiba gerçek aşklar hiçbir zaman bitmiyor. Ölen insanlar oluyor... Ama sevgi ölmüyor. Bazen bir söğüt ağacının gölgesinde saklanan mektuplarda... Bazen annesini hiç hatırlayamayan bir kızın dimdik duruşunda...

Bazen de yıllar geçse bile kalbin en sessiz köşesinde atmaya devam eden özlemde yaşamayı sürdürüyor.

Belki de gerçek aşk, birlikte yaşlanmak değildir. Birbirinden koparılsan bile, ömrünün son nefesine kadar aynı sevgiyi taşıyabilmektir. Ve galiba...

Her gerçek aşkın mezarı vardır. Ama hiçbir gerçek aşkın sonu yoktur....





 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum