Coşkun Özbucak

Coşkun Özbucak

ÇİZGİ
[email protected]

MADENLER

05 Aralık 2021 - 14:19

“Yerin üstü ALTINdan değerlidir” sloganı belleklere işledi. Bir de siyanür. Nerede bir maden işletmeciliği hamlesi sonrası ilk akla gelen ALTIN ve SİYANÜR oluyor. Altın ve siyanür yoksa bir edilgenlik, önemsizleştirme öne çıkıyor. Sanki yaşam alanlarına, ormana, suya, toprağa yani ekolojik yıkıma neden olan yalnızca altın işletmeciliği ve siyanürmüş gibi.
           
Siyanürün olumsuz etkileri tartışma götürmez ancak diğer çözücü kimyasalları önemsizleştirme (tehlikeli görmeme) hatasına düşmemek gerekir. Giresun Şebinkarahisar’da bakır, çinko, kurşun işletmesinin havuzunun yıkılması sonrası yaşananlar ortada. Siyanür dereye karıştığına yönelik haberler yapılsa da doğru olan siyanür değil, diğer kimyasallar ve elementler. Yani toprakta cansız duran madenlerin ve elementlerin canlandırıp suya toprağa karışmalarına neden olunuyor. Bunun kısa adı, ZEHİRLEMEDİR.
           
Bunları yazmamım nedeni yeni maden türleriyle tehdidin büyüdüğüne dikkat çekmek. 23 Aralık 2021 tarihinde Ordu Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün duyuru sayfasında Çaybaşı ve Çamaş ilçelerimizde Harput Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından kurşun, çinko, bakır madenleri için işletme açmak için ÇED sürecinin başlatıldığı yer aldı. 1 içinde itiraz dilekçesi verilmesi gerekiyor. Ordu Çevre Derneği bununla ilgileniyor. İlçelerle bağlantısını kurdu.

Ünye ve çevre ilçelerdeki kitle örgütlerinin, partilerin, sendikaların ve halkın ne yapacağını merak ediyorum. Asıl olan budur. Burada iki konu önemli. Birincisi, Çaybaşı ve Çamaş’taki işletmenin kullandığı çözücü kimyasalların Ünye ve çevre ilçelerde yaşayanlara zararı olmaz, anlayışının egemen oluşu. İkincisi de haydi Ünye ve çevre ilçelerde yaşayanlara zararı olmadığını düşünelim. Çaybaşı ve Çamaş halkının zarar görmesi ve ekosisteminin bozulması vicdani olarak rahatsız etmeyecek mi? Sözün kısası, mantar gibi çoğalan bu maden işletmelerine karşı yalnızca masa başında mı tepki gösterilmeli?

Bu arada halkın gerçekleri öğrenmesi konusunda çok önemli yeri olan basının bu konularda sayfalarında duyarlılığı artıran yazılara yer vermesi de gerekiyor. Basın açıklamalarıyla yetinmeyen araştırmacı gazetecilik yapılmalı diye düşünüyorum.

Son söz olarak, toprağımız, suyumuz zehirleniyor. Tarım arazileri zarar görüyor. Yaban yaşamı tehdit altında. Madenler küçük adımlarla ilerliyor. Diğer ilçelerimizde her an gündem olacak ihale aşamasında olunduğu biliniyor. Vurguladığım gibi, kitle örgütleri, sendikalar, partiler ne yapacaklar? Kuruluşlar adım atmadığında tek tek bireylerden bir şeyler beklenemez. Halkı bir araya getirecek olanlar örgütlerdir.

Görev hepimizin.
           
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum